RKBT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RKBT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Lena Diaz - Körebe- Ölüm Oyunları Serisi 4 [YORUM]

 
 
Orjinal Adı: Take the Key and Lock Her Up
Seri Bilgisi: The Deadly Games Series#4
Goodreads Puanı: 4.03
Türkçe Yayın: Eksik Parça Yayınları
Çevirmen: Cem Yurttaş
Türü: Polisiye ,Gerilim, Romantik
 
YORUM
 
Son yazımda sıradaki kitabın "Körebe" olduğunu söylemiştim. Ve Körebe'de bir hamlede okundu bitti. Yine her zamanki gibi çok beğendiğim bir kitap oldu. Serinin son kitabı olmasının yanında yazarın başka bir serisine geçiş kitabı da diyebiliriz. Son kitapta Buchanan ailesinden (ben klan diyorum) Devlin'in ve çaylak dedektif Emily'nin hikayesini okuyoruz.
Körebe'nin konusuna gelirsek, Devlin'in çalıştığı Exit şirket son derece özeldir ve göründüğü gibi değildir. Tabi Devlin'de öyle. Basit bir tur rehberinden çoook daha farklıdır ve işi gereği kanunlarla pek hoş beş değildir. Dedektif Emily ise kadınları kaçıran bir seri katilin peşindedir. Bir şekilde bu soruşturmaya Devlin'de dahil olur. Devlin birinin kendisiyle kedi fare oyunu oynadığının farkına varır. Çünkü kanıtlar ve olaylar bir şekilde O'nu ve ailesini işaret etmektedir. Bir yandan da çalıştığı şirketin gizliliğinin ifşasından çekinmektedir. Ancak bir şekilde şirketi açığa çıkar. Devlin ve Emily hayatta kalma mücadelesine girer. Sonrası bir sürü aksiyon :)
Önceki kitaplardan Buchanan'ların annelerinin onları terk ettiğini biliyorduk. Sonrasında ne olmuş bitmiş haberimiz olmamıştı. Serinin bu kitabında onunla ilgili yeni şeyler de öğreniyoruz. Bu kadarcık bilgi spoiler sayılmaz dimi :D :D 
Seride  hep kanun güçleri adına çalışan Buchanan'ları görürken Körebe'de işler biraz daha farklı. Devlin'in işi itibariyle biraz gri bölgede diyebilirim. Kötü adam mı bence hayır. Kanunların diğer tarafında ama kesinlikle kötü adam değil. :) Karakterlerden açılmışken konu burdan devam edelim. Lena'nın Devlin'in anlatışını sevdim. Geçmişte yaşadıklarından sonra birazcık karanlıklarda dolaşan adamı güzel anlatmış. Emily'e gelirsek keşke acemi, sarsak bir dedektiften daha üst seviyede yazsaymış daha iyi olurmuş dediğim kısımlar oldu ama çok da kötü yazılmış bir karakter olduğunu düşümüyorum.
Buchanan'lardan Austin'in hikayesini çok merak ediyorum. Lena'nın onu yazıp yazmayacağını bilmiyorum ama dileğim yazması yönünde. Onun yaşadıkları da az değil çünkü. Bu kitapta da bahsi oldukça geçiyor. Dolayısıyla merak katsayılarım giderek artıyor. :D
Yukarıda Körebe için başka bir serinin geçiş kitabı diye bahsetmiştim. Körebe'de Devlin'in çalıştığı şirket olan EXİT, yeni seriye adını veriyor.
Serinin tüm kitapları gibi yine bu kitapta gerilim, polisiye, romantizm hatta komediyi bile :D gayet güzel harmanlamış. Bir önceki yorumda da demiştim kesinlikle kulvarında özel bir kalem. Okuyucunun merak duygusunu yüksek tutuyor ve de sonunda hep şaşırtıyor. Kesinlikle yazarın kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.
 
 
ARKA KAPAK 
 
 
Lena Diaz, heyecan verici bir başka Ölüm Oyunları romanı ve karanlık bir soruyla geri dönüyor: Özgürlüğünüz bütün hayatınıza mal olursa ne yaparsınız?

Karanlıkta saklananın düşman olduğunu tahmin edebilirsin. Ama peki ya düşmanların sayamayacağın kadar çoksa? Devlin'in geçmişi düşmanlarla doluydu ve dâhil olduğu bir polis soruşturmasıyla birlikte bu düşmanların her biriyle yüzleşmek zorundaydı. Ama bu sefer tehlikede olan sadece kendi canı değildi, sebebini çözemediği bir çekim hissettiği yeni yetme polis Emily'nin de canı tehlikedeydi.

Kadınlara akıl almaz işkenceler yapan azılı katilin yeni hedefi ise Devlin ve yanından bir an olsun ayırmadığı Emily gibi görünüyordu. Tuzak kurulmuştu ve ölüm oyunu yeni kurbanlarını arıyordu.
(Tanıtım Bülteninden)
 

24 Mart 2015 Salı

RKBT 4. Gün || Aslıhan Akagöz "Senden Bebek İstiyorum" || Yorum ve Çekiliş



Türkçe Yayın: Postiga Yayınları
Türü: Günümüz romantik, komedi



YORUM

Merhabalar

Şu satırları yazarken ilaçlarım ve ben sıkı sıkıya kaynaşmış bir haldeyiz. Biraz öksürük şurubu, biraz grip ilacı, spreyler ve takviyeler. İşte böyle çok sıkıntılı ve hastalıklı bir haftaya denk geldi "Senden Bebek İstiyorum"okuması.  Beni biraz zorladı ama iyi ki okumuşum diyorum, yorgun psikolojime gayet iyi geldi. Keyifli bir türk işi romantik komedi. Tür için genelde yabancı yazarları tercih ederken bizde de güzel kalemlere rastlıyorum. Aslıhan'da onlardan biri oldu.  Bu gerçekten sevindirici bir durum. 
Adım adım kitaptan bahsedersem; 
Öncelikle itiraf etmeliyim kitabın adını hiç sevmemiştim... Cüretkar ve biraz arabeskvari gelmişti. Ama kitabı okumadan önce tabii... Okuduktan sonra cuk diye oturduğunu farkettim. Yerine başka birşey gelse -ki aklıma alternatif gelmedi bile- bu kadar etkili olmazdı.
Birbirlerinden hiç hazzetmeyen ve sürekli yarışan iki yakışıklı kuzen, Yiğit ve Mert. Kitabın başlarındaki odunlukları nedeniyle ikisine de biraz kızdım ama ikisi de sevimli hödükler :D :D
Yiğit biraz daha kontrolcü ve katı, Mert tersine vurdumduymaz, alaycı, oluruna bırak tarzında bir adam. İkisi de güç sahibi, varlıklı ve yakışıklılar.
  Bu zibidilerin babaanneleri olan dünya tatlısı, Hulusi Kentmen'in dişi versiyonu olan Pakize Sultan, mirasını kendisine ilk torun verene bırakacağını söylemesiyle ikisi arasında yeni bir yarış başlar. Bakalım önce hangisi baba olacaktır.? Ama herşeyden önce bebeklerinin anneleri kim olacaktır?
İşte burada Yiğit'in aklına geçmişinde kalan Feyza gelir, Mert'in karşısına da Sedef çıkar. 
Bir bebek için mecburi olarak birlikte yola çıkan iki çiftin hikayesi böylece başlar :D :D
Karakterlerin ve ilişkilerin ayrı bir tarzı var. Yiğit ve Feyza'nın ilişkisi biraz daha dingin, Feyza'nın fedakarlığı daha bir ön planda ve aksiyonlarla hareketlenmiş. Mert ve Sedef'in ilişkileri nefretle başlayıp, atışmalarla ve deli dolu aşkla devam ediyor. 
Gayet keyifli, güzel yazılmış bir hikaye ve oldukça akıcı. 600 küsür sayfa oldukça hızlı ilerliyor. Yine de birazcık daha kısa olabilirmiş gibi geldi ama yazarın tercihi diye düşünüyorum, sonlara doğru farklı zaman dilimlerinde karakterlerimiz ne durumda diye yazmak istemiş. Bonus gibi bunlar. Özellikle bebeklerin biraz daha büyümüş hallerini okumak hoştu. 
Olumsuz olarak gördüğüm pek bir şey olmadı (redakte sıkıntıları çok azdı) Romantik komedi tarzı yazılmış kitapları seviyorsanız, Senden Bebek İstiyorum'a bir şans vermenizi tavsiye ederim. 
Şahsen yazarın kalemini beğendiğim için diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. 


Arka Kapak

Senden Bebek İstiyorum Çünkü seni hiç unutmadım.

Bir adam neden baba olmak ister? Mutlu ve sıcacık bir yuvada kendinden bir parçaya hayat verip onu büyütmek için, olabilir mi? Ama Yiğit ve Mert'in baba olmayı kabul etmelerinin sebebi bu değildi. Büyükanneleri Pakize Hanım gülümseyerek, "İlk kim kucağıma bir torun verirse bütün servetim onundur," deyince Mert, sırf Yiğit'e bir konuda daha üstünlük sağlayabilmek adına kabul etmişti bu isteği. Tek niyeti Yiğit'i her konuda alt edebilmekti. Peki, Yiğit buna izin verecek miydi? Mert'in kendisini alt etmesine göz yumacak mıydı? Peki iş anne adaylarını ikna etmeye gelince neler olacak dersiniz? Aslıhan Akagöz'ün çok okunan romanlarından aldığınız tadı sürdürmeye devam edebilirsiniz. Eğlenceli ve bir an bile kesilmeyecek heyecanıyla elinizdeki kitapla yazara hayranlığınızın artacağını garanti ederiz.

"Benim size verebilecek hiçbir şeyim yok," dedi güçsüz bir sesle. "Hayır, yanılıyorsun Sedef." Adını adamın ağzından duymak garipti. Rahatsızlık vericiydi. "Sen şu sıra bana çok lazım olan o en önemli şeyi verebilirsin." "Ben anlayamıyorum. Mert Bey siz benden ne istiyorsunuz?" "Ben senden bir bebek istiyorum."
(Tanıtım Bülteninden)

ve çekilişşşş...






8 Mart 2015 Pazar

RKBT 5. Gün || Lisa Genova "Unutma Beni" || YORUM


Orjinal Adı: Still Alice
Seri Bilgisi: -
Goodreads Puanı: 4.28
Türkçe Yayın: Artemis Yayınları
Çevirmen: Bilge Gündüz
Türü: Günümüz Dram

YORUM


Alice Howland 50 yaşındadır ve geriye dönüp baktığında harika 3 çocuğa, bir çok meslektaşının saygı duyduğu profesörlük kariyerine ve kendisi gibi profesör olan bir eşe sahiptir. İşine tutkuyla bağlı, zeka seviyesi yüksek, aynı anda bir çok çalışmayı yürütmektedir. Verdiği dersler, gittiği konferans ve seminerler, hayatı oldukça yoğundur yani. Zaman zaman hafızasında sorunlar yaşamaya başlar. Cümlenin tam ortasındayken söyleyeceği kelimeyi unutmak, bulunduğu yerin neresi olduğunu hatırlamamak gibi. Önceleri yoğun temposuna bağlar ardından yaş itibariyle menapoz olabileceğini düşünür. Ancak sorun daha da başkadır. Sorunların artmasıyla birlikte bir nörologa gider ve Alzheimer olduğu öğrenir. Kısa özet bu kadar, devamı için kitabı mutlaka okumalısınız.

Konusu ve anlatımı cidden güzeldi. Karakterle empati yapabiliyor ve kendinizi Alice'in yerine koyabiliyorsunuz. Bunu yaptıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Düşünsenize bir insan nasıl var olur? Zihniyle, benliğiyle, anılarıyla bir kimlik oluşturur.  Alzheimer'da o zihin size düşman olur. Teknik terimlerini bilemem ama sizi siz yapan şeyler parça parça yitip gider. Kimi zaman her gün kullandığınız bir kelimeyi kaybedersiniz, bir gün nerede olduğunuzu hatırlamazsınız, bir gün canınız kanınız, sevdiğiniz insanlar size yabancı olur. Bir gün aynaya baktığınızda karşınızda hiç tanımadığınız bilmediğiniz bir insanla karşılaşırsınız. Cidden çok zor, acı verici bir durum. Bir yere kadar kendiniz de üzülürsünüz ama bir yerden sonra hatırlayamadığınız için bu üzüntüyü sevdiğiniz insanlar çekmeye devam eder. Bu korkuyu Lisa Genova'nın anlatımıyla iliklerime kadar hissettim. Ya bende yaşarsam? Ya da sevdiğim biri? Ya yükü ağır gelirse? Alice'in hikayesi herkesin başına gelebilecek türden ve kendimi kitaba o kadar kaptırdım ki bir kırılma noktasından sonra gözyaşlarıma hakim olamadım.

Unutma Beni, Alice'in Alzheimer'ı kabullenme sürecini, ailesiyle yaşadıklarını,hastalığa karşı direnişini anlatan, farkındalık yaratan bir kitap.  Duygusal olduğu kadar gerçekçi bir anlatıma sahip.
Dramları çok fazla tercih etmesem de konusundan, anlatımından, çevirisinden ve redaktesine kadar çok beğendiğim bir kitap olunca fikrim değişiyor. :D
Unutma Beni bu anlamda tam puan aldı benden.

ARKA KAPAK


Artık dünü yoktu, belki yarını da. Sadece bugüne sahipti. Ama o, hatırlayacağı son anı için savaşmaya kararlıydı.

Elli yaşındaki Alice Howland hayatıyla gurur duyuyordu. Harvard'da bilişsel psikoloji profesörüydü ve dilbilim alanında dünyaca tanınan bir uzmandı. Aynı zamanda başarılı bir eşi ve üç yetişkin çocuğu vardı. Ancak Alice, unutkanlığının arttığını, aklının giderek karıştığını hissetmeye başlamıştı. Derken trajik bir teşhis hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirdi.

Etkileyici olduğu kadar rahatsız edici bir hikâye olan Unutma Beni, sizi Alzheimer hastalığının üzücü yolculuğuna çıkarıyor. Akıl Oyunları kadar sarsıcı, Sıradan İnsanlar kadar unutulmaz bir eser.

"Unutma Beni'yi okuduktan sonra içimden, yabancılarla dolu trende ayağa kalkıp bu kitabı almanız lazım, diye bağırmak geldi."
- The Boston Globe-

"Herkese anlatılması gereken bir hikâye."
- Brunonia Barry, New York Times Çoksatarı Yazar-
(Tanıtım Bülteninden)

7 Şubat 2015 Cumartesi

RKBT 3. Gün || İlknur Birdal - Satılık || Yorum ve Çekiliş


Orjinal Adı: -
Seri Bilgisi: -
Goodreads Puanı: 3.50
Türkçe Yayın: Postiga Yayınları
Çevirmen: -
Türü: günümüz romantik, aksiyon

Turumuzun son gününde son yorumla sizlerleyim.
RKBT olarak tanıtımlarından itibaren merak ettiğimiz bir kitabı, Satılık'ı inceleme fırsatını bulduk.
Kitabın başlangıcından biraz bahsedersem, -konusundan demiyorum çünkü konu o kadar çok şey içeriyor ki hepsinden az bahsetmek bile oldukça zaman alır-

Hüzün 17 yaşında adı gibi hüzünlü bir geçmişe sahip ve oldukça acı izler barındırıyor. Üvey babası tarafından kumar borcuna karşılık bir bara satılması hayatının dönüm noktası oluyor. 
Varlıklı bir ailenin oğlu olan Devran'ın dahil olduğu bir grup o bara gider, herkes gözüne birini kestirir. Hüzün'ün ilk gecesidir barda, o güzelliğiyle Devran'ın dikkatini çeker. İçki şişede durduğu gibi durmaz derler ki öyledir de gerçekten. Hüzün yalvarmasına rağmen sarhoş Devran'dan kendini koruyamaz. Sabah olduğunda Devran kendine gelir, olanların farkına varır ve Hüzün'ü ordan kurtarmak için plan yapar. Sonrasında birçok olay yaşanır. Neler olduğunu kitaptan okursunuz artık. O kadar çok şey var ki burada anlatmak olmaz.:)

Kendi adıma söyleyim benim için ilginç bir okuma deneyimi oldu. 
Aşk üzerine olsa da farklı bir konu, yan karakterlerin bolluğu ve ana karakterlerden aşağı kalmamaları, olsa olsa filmlerde olur denebilecek karmaşık ilişkiler ve olağanüstü aksiyon. İnanılmaz derecede baş döndürücü. Şunu söyleyebilirim ki en az 3 kitaplık malzeme tek kitapta toplanmış. Karmaşık ilişkilerin fazlalığı ve bu kadar çok olayın bir arada olması ister istemez kurgudaki inandırıcılığı etkiliyor ama çok da rahatsız etmiyor açıkçası. O kadar olaydan sonra mutlu sonla bitmesi, gelecek hikayenin ipuçlarını vermesi de güzeldi. 

Kitapla ilgili önemli bir olumsuzluk, redaksiyonu. Cidden sorunluydu.  Aslında baskıya yanlış bir nüshanın gittiğini düşünmüyor değilim.  Ancak bu durum bile kitabın akıcılığı etkilemiyor. Okurken hatalara bir yandan kızdım bir yandan da dur biraz daha okuyayım, az daha okuyayım diye mecbur kalmadıkça elimden bırakamadım. 
Yazarımızı amatörlükten profesyonelliğe giden yolda kendisini daha da geliştirmesi dileğiyle tebrik ediyorum, yeni hikayelerinde görüşmek üzere diyorum.

 ve çekiliş...




Arka Kapak

Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.
Devran ve Hüzün...

Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısında yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?

Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaplamamıştı.

Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.

"Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

"Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni Seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiğini fısılda..."

24 Ocak 2015 Cumartesi

RKBT 6. Gün || Suri Rosen "Yalnızlığa Çare Bulundu" || Yorum



Orjinal Adı: Playing With Matches
Seri Bilgisi: -
Goodreads Puanı: 4.21
Türkçe Yayın: Parodi Yayınları
Çevirmen: Şafak Tahmaz
Türü: Günümüz romantik


YORUM

Merhabalar

Bugün  Suri Rosen'in Yalnızlığa Çare Bulundu kitabına yaptığımız blogturun son yorumuyla sizlerleyim.
Öncelikle şunu söylemeliyim, benim için değişik bir okuma deneyimi oldu. 
Beklentim teenage karakterlerin aşkını anlatan bir kitaptı. Yani ne olabilirdi ki? 
Aşk üçgeni?? Olası! 
Kararsızlık?? Olası! 
Anlayacağınız çok da bir şey beklemiyordum. 
Ancak kitabı okumaya başladığımda ne kadar da yanıldığımı farkettim. 
Bir kere üçgen müçgen yoktu. Hatta teenage aşk bile yoktu.  Ama gayet sevimli bir hikaye ile karşılaştım. 
Raina Resnick 16 yaşındadır ve  New York'taki okulundan kovulduktan sonra Toronto'da yaşayan amcası ile teyzesinin yanına gönderilir. 
Teyzesi Raina'nın sorumsuz biri olduğunu düşünmektedir. 
En kötüsü kız kardeşi Leah nişanlısından ayrılmasından dolayı onu suçlamaktadır.  
Raina amcasının ve teyzesinin Toronto'da yaşayan  iyi bir arkadaşı ile kendi arkadaşının aralarını yapar.  Böylece her ne kadar gizliyor olsa da Raina'nın artık bir çöpçatan olduğu yayılır.  
Sonrası?? dediğinizi duyar gibiyim :D :D
Sonrasında kimi zaman kahkahalar attıran kimi zamanda hüzünlendiren olaylar silsilesi. Cidden okuyup ilk elden deneyimlemelisiniz :) 
Yazarın ilk kitabıymış. Gerçekten de ilk olmasına rağmen gayet güzel bir anlatıma sahip. Oldukça da akıcı. İçinde bulunduğu toplumun geleneklerini üzerine kurgulanmış, o nedenle aynı zamanda bilgilendirici. Goodreads'ta ağırlık olarak YA etiketlenmiş olması biraz yanlış olmuş. Sadece gençlere değil, yetişkinlere de hitap ediyor çünkü.
Kitabın son sayfasını da okuyup kapağını kapadığımda yüzümde koca bir tebessümle keşke bitmeseydi dediğim kitaplardan biri olarak kayda geçti. 
O nedenle bu tarz kitapları seviyorsanız mutlaka listenize eklemenizi tavsiye ederim.

ARKA KAPAK


"Ya kaderiniz hiç beklemediğiniz birinin ellerindeyse?"

Belki o da uzakta bir yerlerde farkında olmadan seni bekliyordur. Belki de şu an yanı başındadır ve sen onu göremiyorsundur. Ya da oradadır, biliyorsundur bir adımını beklediğini. Bir adım, sonra bir adım daha… Korkma, artık yalnız değilsin! Aşk var yanı başında! 

"Kıpır kıpır, eğlenceli ve sürükleyici bir hikâye." 
-Kirkus Reviews-

"Hayatta her an karşımıza çıkabilecek olayları konu alan bu büyüleyici hikâyede herkesin anıları canlanacak." 
-School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

22 Ocak 2015 Perşembe

RKBT 4. Gün || Suri Rosen "Yalnızlığa Çare Bulundu" || Yurt Dışı Yorumlar ve Çekiliş















Merhabalar,

Turun dördüncü gününde yurt dışı yorumlarla sizlerleyim.

Goodreads'ta en az 3 yıldız ile taçlandırılmış olan tur kitabımız için yorumlardan ufak bir seçki hazırladım, umarım beğenirsiniz.




Normalde YA türü kurguları okumam ama yoğun tavsiyelere dayanamayarak okudum. Bunu yaptığıma çok memnun oldum. İlginç ve komikti. Karakterler zorlayıcıydı. Bana yüksek sesle kahkahalar attırdığı ve gözlerimden yaşlar getirdiği noktalar oldu. Mutlaka okuyun.

& & &

Kızım ve ben yüksek sesli olarak kitap okumayı seviyoruz. Suri Rosen’in kitabı çok başarılı… Biz çok eğlendik!
Mizah duygusu çok iyiydi. Baştan sona okunmalı. Yani bir çok durum, bir çok aksiyon, bolca karakter… Tüm bu eğlence, dram ve gerilim için teşekkürler Suri !




Karakterlerin derinliği, yoğunluğu ve hikayenin akıcılığına bakıldığında yazarın ilk kitabı olduğunu öğrenmek benim için sürpriz oldu. Kahkahalarla güldüm ve kitabı zor bıraktım. 
Eğlence dolu, bir sürü kalp oyunlarının olduğu bu kitabı genç ya da yaşlı herkese tavsiye ederim.



Yalnızlığa çare bulundu ile okuyucular yahudi cemaatine misafir oluyorlar, ki bu inanılmaz derecede yabancısı olduğum bir şey. Sonuç olarak  okuma konusunda çekinceliydim. Ya düşündüğüm gibi çıkmazsa?  Çok şükür korkularımın tamamen yersiz olduğunu anladım. Anlatımı hikayeyi kolaylıkla takip etmemi sağladı, benim için hem ilginç hem de bilgilendirici oldu.
Rain basit ve sempatik bir karakter. Onun anlatımı ilginç ve sevimliydi ve çöpçatan rolüyle bencil birinden daha düşünceli birine dönüştüğünü izlemeyi sevdim.  Hikayenin odak noktası ailesi ve müşterileri ile olan ilişkisiydi.
Genel olarak benim için eğlenceli bir okuma oldu. Suri Rosen’in yeni kitabını merak ediyorum.


ve çekilişşşş



Cumartesi günü yorumda görüşmek üzere
Sevgiyle kalın!!

Çiğdem

12 Aralık 2014 Cuma

RKBT 3. Gün || Lafebesi "Kızkafası" || Yorum ve Çekiliş


ARKA KAPAK


Aslında her şey evrenin: 
 
"Sen isteklerini söyle gerisini bana bırak" demesiyle başlamıştı... 
 
Ben de bir güzel sıralamıştım isteklerimi... Acaba çok şey mi istedim evrenden? Yoo, çok şey istemedim aslında... Ve böylece düştüm yollara...

Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, yaşayamadıklarım, sevdiklerim, kızdıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Yazdım; çünkü ben keşkeleri hiç sevmem... Hayallerim, heveslerim, yaşadıklarım, kırdıklarım ve vazgeçtiklerim...

Taşınan bavullar, yapılan çılgınlıklar, karşılıksız aşklar, çekilen otostoplar, yaşanan gelgitler ve daha niceleri...


YORUM

Kızkafası da neyin nesi dediğimi hatırlıyorum arkadaşlarımla yazışıyorken. Sonra bana bir link attılar pembe renkli kapak, resim olarak da bir kız kafası :))) The O.C'de oynayan Marissa Cooper'ı andırmıştı bana... Nasıl bir kitap diye düşünürken birden tur kitabımız oluverdi :)

Yazarımız Lafebesi kitabımız Kızkafası olunca, illa ki soru işaretleri oluyor akılda. Kimdir? Hikayesi nedir? Ne anlatır?
Aklımda bu sorularla başladım kitabı okumaya. Hafif bir özet geçersek; kahramanımız Kızkafası, 22 yaşında, bir üniversiteyi yarım bırakmış, aklında psikoloji ve oyunculuk varken, şansına küssün Kocaeli Üniversitesi sınıf öğretmenliğini kazanan son derece sosyal bir bacımız :D :D 
Ayrıca kendisi paratoner misali olumsuzlukları çekiyor üzerine yani bela-toner'de diyebiliriz. 
Bir de ağzı bozuk, öyle böyle değil ama. (benim gibi küfürden hoşlaşmayan birine göre çoook fazla, ciddi anlamda rahatsız oldum)
Kitabımızın konusu sevgili Kızkafasının Kocaeli Üniversitesinde geçirdiği 4 yılın hikayesinden oluşmuş. 
Yurt yaşamı, ilk aşkı, ev hayatı, tanıştığı insanlar, yediği kazıklar, hayalleri, dört yıla sığdırdığı hayat deneyimlerini bir bir paylaşmış. 
Kitabın temposu çok yüksek değil ama yine de merak ettiren bir tarzı var. O kadar çok olumsuzluk var ki, bu sefer başına ne gelmiş diye çeviriyorsunuz sayfaları. Kızın aşkı da sorunlu -burada bir parantez açmak istiyorum [Narcus gibi bir herif daha yoktur odun mu desem, öküz mü bilemedim, nevrotik tip] , işleri de sorunlu. Hiç mi doğru giden işi olmaz ki bunun diye düşünebilirsiniz. :)
Hani derler ya evrene bir mesaj gönder, olsun filan diye. Kızımız bol bol gönderiyor mesajları da bir iletişim kopukluğu söz konusu, bu a derken dönüşü bilmem ne oluyor :D :D 
Kimi yerde komik, kimi yerde acınası, kimi yerde kendi üniv yaşamımdan parçalar (bu kadar kötü değildi ama :D :D ) bulduğumu düşündüğüm, ilginç bir kitap okumuş oldum. 

ve sıra çekilişte, unutmayın aynı zamanda facebook sayfamızdan da katılıp şansınızı arttırabilirsiniz.














24 Kasım 2014 Pazartesi

RKBT 4. Gün || Jamie McGuire "Tatlı Sır" || YORUM


ARKA KAPAK


Çocukluk yılları gereğinden fazla erken sona eren, özgür ruhlu Camille "Cami" Camlin, üniversitenin ilk yılından sonra kendi evine çıkmıştı ve hayatını istediği gibi yaşayabilmek için çabalıyordu.Red Door'da çalışmak ve okula gitmek dışında başka bir şeye ayıracak vakti yoktu. Ta ki erkek arkadaşını görmek için çıkacağı seyahat iptal olana kadar... Şimdi önünde, yıllardır ilk defa ne yapacağını bilmediği bomboş bir hafta sonu vardı.

Trenton Maddox, Eastern State Üniversitesi'nin kralıydı. Arkadaşları onun gibi, kadınlarsa ona sahip olmak istiyorlardı ama trajik bir kazadan sonra hayatı altüst olmuş, okulu yarım bırakmıştı.

Kazadan on sekiz ay sonra Trenton, dul babasıyla aynı evde yaşayıp yerel bir dövmecide çalışıyor, babasına faturaları ödemesinde yardımcı oluyordu.Tam hayatının normale dönmeye başladığını hissettiği günlerin birinde, Red'de yalnız başına oturan Cami'ye rastladı.

Gürültücü kardeşleriyle başa çıkmaya alışkın olan Cami, Trenton Maddox'la başlayan yeni arkadaşlığını da idare edebileceğini düşünmüştü. Ama bir Maddox erkeği, âşık olduğunda bu sonsuza dek sürerdi; âşık olduğu kız, altüst olmuş dünyasını tamamen yıkabilecek kişi olsa bile...
YORUM

Jamie McGuire bizi Travis Maddox'la tanıştırdığından beri Maddox'lar bir efsane oldu.
Kimi sevdi, kimi burun kıvırdı, kimi ayıldı bayıldı vs.
Eminim yazarın kendisi de bu kadar fenomen olacaklarını tahmin edememiştir.
Önce Tatlı Bela sonra Ayaklı Bela, peşine de Belalı Düğün derken bir çok okuyucu, -ben de dahil- Maddox  Kardeşleri iyiden iyiye merak etmeye başladık.
Önceki kitaplarda adı bolca geçen Trenton'ı merak ediyordum ki, yazar Tatlı Sır'da onunla başlayınca çok sevindim.

Kitap dönem olarak Abby ve Travis'in hikayesinin anlatıldığı zamana paralel işliyor, dolayısıyla efsane ikiliyle de karşılaşıyoruz.  Tabi çok değil, unutulmaz bir kaç olay ve dışarıdan 3. bir kişinin gözlemi şeklinde.

Trenton Maddox'ların 2 numaralısı ve parasızlıktan hala babasıyla yaşıyor. Bir dövmeci de çalışıyor ve işinden anlaşıldığı üzere bol dövmesi var :D :D Bunun haricinde tabii ki Maddox genlerinden gelen ortak özelliklere sahip; harika gamze, kaslı vucut,yakışıklılık, kavgacılık... (bu konuda ihtisas sahibi sayılırlar)
"Maddoxlar belanın kokusunu alabiliyorlardı. En azından öyle görünüyordu, çünkü nerede bir kavga olsa ya başlatan ya da bitiren onlar olurlardı. Genellikle her ikisi de"

Cami 21 yaşında, ailesiyle sorunlar yaşıyor ama yine de onların sorumluluğunu üstünde taşıyor. Çoğu zaman babasının ve kardeşlerinin hor görmelerine rağmen kendinden ödün vermiyor. Özgürlüğünü seviyor. Ayrıca T.J. adında gizemli biriyle sürdürmeye uğraştığı uzun mesafeli bir aşk da var. Bir yandan çalışıp bir yandan okulunu bitirmeye çalışıyor. Bütün bunların üzerine bir de Trent'in hayatına girmesiyle her şey değişiyor.

Kitabı okumaya başlayınca ister istemez Abby ve Travis ile karşılaştırma yaptım.
İkiliyi ne kadar sevsem de Trent ve Cami'yi biraz daha aklı başında buldum. Mesela ikisi arasında gelgitler, ayrılıp barışmalar çok fazla yoktu. Bu anlamda çok yormadılar.
Trent'in biraz daha evcimen halleri, Olive'le olan bağları gerçekten çok sevimliydi.
Cami bile kayıtsız kalamadı Trent - Olive ikilisine.. :D

Her ne kadar kitap Cami tarafından anlatılıyor olsa da Trent'in kendini adamışlığı daha barizdi ve Cami nedensiz bir şekilde kendini çekiyor gibiydi.
Okudukça aklıma takılan diğer bir nokta kitaba adını da veren sır mevzusu vardı ve bir türlü ortaya çıkmıyordu.
Kafamı karıştırıp durdu, neresinde bu sır diye düşünürken, son sayfaya geldim, bir anda dumur oldum, o da ne dedim kaldım.
Anlayacağınız Jamie tam anlamıyla "bombayı patlatmış."
Sırrın "tatlı"lığı bu durumda bana göre cidden tartışılır ancak "Aşk... Bir tercih değildir" kapak yazısının hakkını kesinlikle vermiş diyorum.
Kapak olayına gelirsek; çok sevdiğim söylenemez ama içerikle bağlantısını kurmuş. Redaksiyon, çeviri olarak okuma zevkimi bölen herhangi bir durumla karşılaşmadım ya da kitabın akıcılığı nedeniyle dikkat etmemiş de olabilirim bilemiyorum ancak diğer Maddox kardeşleri merakla bekliyorum :) :)




23 Kasım 2014 Pazar

RKBT 3. Gün || Jamie McGuire "Tatlı Sır" || Cast ve Çekiliş



Turumuzun 3. gününde cast ile karşınızdayım. Yazarı ve kitaplarını bir çoğumuz seviyoruz, inşallah kitaptan beyaz perdeye aktarıldığını da görürüz. 

Maddox Brothers efsanesinden Trent ile tanışalım. Maddox'ların ikinci büyüğü, kadınlar peşini bırakmıyor ama onun kalbi sadece birini görüyor :D :D 



Sırada Trent'in kalbini çalan kızımız var. Camille "Cami" Camlin.

Asi kız, arada derede kalmış kız, damarına basılmaması gereken kız, Trent'i kendine aşık eden kız, işte Cami'miz. :D :D



Cami'nin ev arkadaşı, iş arkadaşı ve sırdaşı Reagan "Ray" o da arada derede kalanlardan :D :D


Müzmin aşıklardan biri daha gelsin, işte  Kody :D :D


Sırada Jason Brazil :/ şahsen kendisine notum "Ne işin var senin bu kitapta, hadi kış kış"


Cami'nin ailesinden bir kuple :D :D
Sırasıyla kuzen Colin, kardeş Chase,(Cami'nin bir küçüğü) kardeş Clark (Cami'nin ikinci küçüğü) ve kardeş Coby (en küçükleri)
İçlerindeki abla sevgisini bir türlü doğru düzgün gösteremiyorlar anca itiş kakış, kızdım biraz :D :D


ve Tatlı Olive, Trent'in Cami'yi kandırmada bir numaralı yardımcısı :D :D Yirim ben onu


Ve son olarak
 Tatlı Bela, Ayaklı Bela, Belalı Düğün efsaneleri 
evet bildiniz :D :D



Ahaha son dedim de birini unuttum. Kim mi T.J. O bir sır, o bir gizemli adam... Cami'nin California'daki sevgilisi olduğunun dışında hakkında hiç bir şey yok. O nedenle bu görseli uygun buldum



Cast'ımız böyle, umarım beğenmişsinizdir. Şimdi sıra çekilişte :D :D
a Rafflecopter giveaway





27 Ekim 2014 Pazartesi

RKBT 3. Gün || Sümeyye Akarçay "Aşka Rehin" || Yorum



ARKA KAPAK

Aşk perdenin arkasına saklanmış güçlü bir ışıktır. Perdeyi çekince gözlerin kamaşır. 
Bir yanda platonik bir âşık, diğer yanda aşkı arayan bir kız! 
Betül asla aşık olamayacağını düşünüyordu. Beklenmedik bir zamanda Tolga ile yakınlaşmaları, kalbinin ona oynadığı en büyük oyundu. Hayatının oyununu düğün günü bozarak gözlerindeki perdeyi kaldırır.
Burak, dört senedir içinde büyüttüğü aşkını usulca yüreğinde yaşamış, hiç kimsenin bilmesine izin vermemiştir. Sevdiği kişinin, hayatını değiştiren patronunun biricik kız kardeşi olması, birçok açıdan sorundur. 
Yıllardır ağabeylik yaptığı kıza böyle güzel duygular besleyebilir mi? 
Ona dokunmadan bu kadar güçlü karşılıksız sevebilir mi? 
Aşk, platonik olmaktan çıkıp sevdiğini haykırabilecek midir?

YORUM

Bloga uzun bir ara verdikten sonra yerli bir yazarla yeniden açılışı yaptım. Sümeyye Akarçay Aşka Rehin kitabıyla. Yazarın ikinci kitabı ve benim kalemiyle ilk tanışmam oldu.
Her zamanki gibi yazım tarzına alışma faslını geçersek, kaleminin başarılı ve gelişmeye müsait olduğunu düşünüyorum. 
İçeriğe girmeden konusundan az buçuk bahsedersem; platonik bir aşk yaşayan Burak'la, deli dolu ancak aşka inanmak istemeyen Betül'ün yer yer polisiye aksiyonlar ve dramlar içeren romantik aşk hikayesini anlatıyor demek yeterli olur sanırım.
Kitabı sevdim mi? Evet sevdim. Ama çoğunluk kısmını keyifle okumuş olsam da; saç baş yolmak istediğim kısımlar da olmadı değil. :)
Özellikle Betül Hanım'ın yaptıklarını okurken!!! 
Yazarı burada tebrik ediyorum. Betül'ü öyle bir yazmış ki, kızı ete kemiğe büründürmüş. Hani o kadar gerçek kılmış ki, yanı başımda olsaydı bir kaşık suda boğardım sanırım. (bir karakter hem bu kadar ifrit, gıcık, sinir bozucu hem de masum ve az da olsa sevimli nasıl olmuş şaştım kaldım.)
Burak ise bunlara rağmen Melake diyebileceğimiz adamlardandı. (Buradan yazara notum: yazmayın lütfen, böyle adamları yazmayın... Gerçek hayata döndüğümüzde acısı fena oluyor.) Ama kader midir bilmiyorum nedense bu melakeler cadalozlar tarafından kapılıyor. 
Neyse devam edelim efendim!!! Kitabın ana karakterleri Burak ve Betül olsa da hikayenin yan karakterleri de oldukça iyiydi. İlk kitaptan gelen karakterlerin hikayesi bu kitapta da devam etmiş. Baran, Esma, onların ikizleri ve yeni bebekleri, Esma'nın abisi Tolga (kendisini yeni nesil Nuri Alço olarak görüyorum) Onları okumak da güzeldi. Şahsen kalabalık aile hikayelerini severim, bu anlamda doyurucu oldu. 
Takıldığım noktalara gelirsek; peş peşe çok fazla olay vardı ve takip etmesi biraz yorucu oldu. Ayrıca diyalogların biraz daha konuşma dilinde yazılmasını tercih ederdim. Bazı yerlerde mekaniklik hissettim. Onun haricinde gayet keyif aldığım okuma oldu. 
İnşallah kitaplarının devamı gelir ve bizler de okuma imkanına kavuşuruz.






26 Ekim 2014 Pazar

RKBT 2. Gün || Sümeyye Akarçay "Aşka Rehin" || Alıntılar ve Çekiliş





 Merhabalar!!!

Uzun bir zamandan sonra Sümeyye Akarçay - Aşka Rehin alıntıları ve çekilişle sizlerleyim.
Umarım beğenirsiniz.













...ve sırada çekiliş!!!!!

ister rafflecopter ister facebook sayfamızdan (tıktık) katılarak şansınızı arttırabilirsiniz.
Çekiliş sonuçlarını facebook sayfamızdan takip edebilirsiniz.
a Rafflecopter giveaway






24 Temmuz 2014 Perşembe

RKBT BLOGTUR 2. Gün || DENİSE HAMİLTON - "HASAR KONTROL" || YAZAR HAKKINDA - KİTAPLARI



DENISE HAMILTON Hakkında
Denise Hamilton kitaplarıyla önemli ödüllere aday olmuş, birçoğunu da kazanmıştır. Los Angeles Times ve Boston Globe gibi önemli yayın organları tarafından hakkında övgüyle bahsedilen Hamilton, aynı zamanda ödüllü gazetecidir.
Bosna Savaşı sırasında Yugoslovya'da öğretmen olarak görev yapan Hamilton, aldığı çeşitli hibeler ve burslarla New York Üniversitesi'nin Institute for War,Peace, Reporting (Savaş, Barış, Gazetecilik Enstitüsü) ve Washington kaynaklı Search For Common Ground'da (Ortak Payda Arayışı) danışmanlık yapmıştır. 
Yazar eşi ve iki çocuğuyla birlikte Los Angeles'ta yaşamaktadır.

Kitapları

The Jasmine Trade (Eve Diamond Mystery#1)
Sugar Skull (Eve Diamond Mystery#2)
Last Lullaby (Eve Diamond Mystery#3)
Savage Garden (Eve Diamond Mystery#4) (Tr. Kaçış Yok)
Prisoner Memory (Eve Diamond Mystery#5)
The Last Embrace
Los Angeles Noir
Los Angeles Noir 2
Damage Control (Tr. Hasar Kontrol)


23 Temmuz 2014 Çarşamba

RKBT 1. Gün || DENİSE HAMİLTON - "HASAR KONTROL" || YORUM - ÇEKİLİŞ

 
Orjinal Adı:  Damage Control
Seri Bilgisi: -
Goodreads Puanı: 3.57
Türkçe Yayın: MartıYayınları
Çevirmen: Murat Sağlam
Türü: Suç, Gizem, Gerilim

Yorum

Yeni bir kitapla ve yeni bir turla daha sizlerleyim. Bu turumuzun konuğu Martı Yayınlarından çıkmış olan Denise Hamilton – Hasar Kontrol oldu.
Tanıtım bülteninde konusu ve ismiyle dikkatimi çekti. Hasar Kontrol gizem, psikolojik/politik, gerilim, aksiyon gibi türlerin harmanlandığı bir roman. Giriş Maggie’nin gençliğinden(16 yaş) bir sahne ile başlıyor. Sonra bir zaman atlamasıyla günümüze dönüyor. Prologdan karakterin geçmişinde bir şeyler olduğunu hissediyorsunuz ve ara ara geçmişe gitmesi, olanları yavaş yavaş anlatması nedeniyle merak faktörünü yüksek tutuyor. Günümüzde Maggie artık 33 yaşında ve profesyonel bir hasar kontrolcü. Yani sporcusundan siyasetçisine kadar ünlü, zengin insanların ortaya çıkmasını istemediği sırlarını, skandallarını örtbas eden ya da aleyhlerine olan durumları mümkün olduğunca yasal bir şekilde onların lehine çeviren bir şirkette çalışıyor. Oldukça stresli bir işi var ve borçları yüzünden çalışmaya da mecbur. Yeni işi, 16 yaşının idolü, rüya ailesi ancak bilmediğimiz bir sebeple yabancılaştığı ailenin babası olan Senatör Paxton’dur. Senatörün bir kadın çalışanı öldürülmüştür ve siyasi kariyeri tehlikededir. Maggie bir profesyonel olarak hasarı minimumda tutmaya çalışırken bir çok şeyin göründüğü gibi olmadığını fark etmekte ve kime güveneceğini bilemediğinden işini yapmakta zorlamaktadır. Diğer yandan da Senatörün kızı Annabelle ile olan arkadaşlıklarının kopmasının nedenlerini de sorgulamaktadır. 

Kitabın kurgusu oldukça sağlam, basit bir cinayet ya da ihanet öyküsünden daha derin ve karmaşık, karakterleri de gerçekçiydi. Yazarın anlatım tarzı hoşuma gitti. Bilindik diyebileceğimiz bir konuyu işlemiş olmasına rağmen olay örgüsüyle, karakterlerinin profilleriyle bir şekilde farklılaştırmış. Yer yer yavaş, yer yer de hızlı bir tempoyla kitabını okutturuyor. Yazarın anladığım kadarıyla bir koku takıntısı mevcut. Bunu karakteri Maggie’ye de yansıtmış. Ancak bu boş bir yansıtma olmamış bir yerde kurguya oturtmuş kilit bir nokta haline getirmiş. Olayların karmaşıklığı, Maggie’nin aileyle olan ilişkisi, işi ve aile arasında sadakati konusunda çelişkileri kesinlikle iyi işlenmişti. Romatizm yanı çok yoğun işlenmemiş ama hiç olmasa da olurmuş. Ayrıca yazarımız oldukça ketum, ser veriyor sır vermiyor. Sonunu bir türlü tahmin edemedim, büyük bir sürpriz olarak karşıma çıktı. Benim için oldukça keyifli bir okuma oldu, Martı Yayınlarına teşekkür ediyorum ve yazarın diğer kitaplarını da yayınlamalarını temenni ediyorum (Eve Diamond serisini çok merak ettim :) )

Değerlendirmem


5 üzerinden



****

Hafızanı zorla,
gerçek orada gizli

Maggie Silver, önemli müşterilere sahip bir halkla ilişkiler şirketinde başarılı olmak için elinden geleni yapmaktadır. Ancak karşısına hiç ummadığı bir müşteri çıktığında işler karışır. Henry Paxton, Güney Kaliforniyanın önemli bir devlet adamı olmasının yanı sıra, Maggienin lisedeki en yakın arkadaşı Annabellein de babasıdır.

Paxtonın yardımcılarından birinin şüpheli ölümüyle başlayan skandallar zincirini örtbas etmekle görevlendirilen Maggie, yıllar sonra tekrar bu ailenin sırlarla dolu hayatına müdahil olur. Genç kadın, bir yandan lise yıllarında Annabellele arkadaşlıklarını bitiren anılarının istilasına uğrarken, diğer yandan uzun zaman önce zihninde yer etmiş bir parfüm kokusuyla sırlar kapısının anahtarına ulaşacaktır.

Hasar Kontrol heyecan ve gerilim yüklü kurgusuyla birlikte, arkadaşlık bağları ve insanın skandallara olan dinmek bilmeyen merakını irdeleyen sürükleyici bir kitap.
 

 



Çekiliş için;



 
Takvim