Fikret Topallı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fikret Topallı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2013 Cumartesi

RKBT 10.TUR || Fikret Topallı - Baba, Dışarıda Bir Melek Var! || "SERİ KATİLLER" TANITIM





Yayıncı : İthaki Yayınları
Yılı: 2006
Goodreads Puanı: 4.00 / 5
Vikitap Puanı: 7.7 / 10
Neokur Puanı: 4.00 / 5

TANITIM

"Fikret Topallı'nın çoğu ABD'de işlenmiş seri cinayetlerden yola çıkarak hazırladığı bu kitap bir cinayet romanı değil. Olaylar gerçekten yaşandı; katiller, kurbanlar, tanıklar ve dedektifler, hepsi de gerçek kişiler... İçinde her türlü şiddeti barındıran bu gerçek hayat hikayeleri, hem polisiye türe özgü merak ve heyecan duygusunu hem de korku ve gerilim romanlarına has bir ürpertiyi yaşatıyor okuyucuya. Ama kitabın yarattığı ürperti vaka anlatımlarından, cinayet ve ceset tasvirlerinden kaynaklanmıyor.

Ürperiyoruz, çünkü şahit olduğumuz cinayetler modern toplum hayatının sıradan bir parçası. Dehşet o hayatın görünürdeki rasyonelliğinin hemen yanı başında, daha doğrusu tam içinde. Anlıyoruz ki burjuva toplumunun huzurlu yaşamının izleyeni yanıltan bir akışı var. Sistemin bütün ideolojik aygıtlarıyla dillendirdiği huzur ve güven ortamı söylemi de, aslında tehlikeleri ve çatlakları saklamak çabasından başka bir şey değil."
- A. Ömer Türkeş

"Elinizdeki çalışmanın fazlasıyla sinir bozucu bir kitap olduğunu baştan belirtmeliyim. Çoğunuz vahşetin, vicdansızlığın böylesinden, bu kadarından büyük rahatsızlık duyacak okurken. Her bölümün başından sonuna dek caninin bir an önce yakalanmasını, başka bir canı acıtmamasını dileyecek; katil yakalandıktan sonra da en ağır biçimde cezalandırılmasını isteyeceksiniz...

Bu kitapla insanın potansiyel gaddarlığının sınırsızlığını göreceksiniz ve moraliniz biraz bozulacak. Onlarca kadını öldüren sapıklara, cezaevinde yatarlarken çoğu kadın olmak üzere ne kadar çok sayıda hayran çıktığını ve ne kadar çok destek mektubu geldiğini okuduğunuzda kanınız donacak. İnsan denen türü en çirkin yönleriyle görüp irkilecek, ama aynı zamanda bilinçleneceksiniz. Basit suçlar işleyenlere artık fazla kızmayacaksınız belki, sıradan insanları ise sanırım daha çok seveceksiniz."
- Kaan Arslanoğlu

**** Seçmece Yorumlar****

Benim gibi polisiye meraklılarının daima ilgisini çeken Ted Bundy, Ed Gein, Gacy, Dahmer ve diğer caniler hakkında son derece detaylı bilgiler yer alıyor. Sürükleyici bir üslupla yazılmış, yer yer ayrıntılı şiddet sahneleri içerse de rahat okunuyor. Ben geceleri ürpererek de olsa üç günde bitirdim! Tür meraklılarına çok önemli bir kaynak kitap, herkese tavsiye ediyorum.

***

Komşunuzun, arkadaşınızın hatta eşinizin bile katil olabileceğini anlamak çok dehşet verici. Artık etrafıma daha dikkatli gözlerle bakacağım. İlgi alanına girenler için güzel bir kitap.

***

Bir insanın nasıl çığrından çıkıp da kitapta anlatılan eylemleri yapabilecek sınıra geldiğini merak etmeden duramıyorsunuz. Beni en çok etkileyen Yamyam Çocuk Katili´nin hikayesiydi. Serinin ikinci bölümü ilk kitaba göre daha hafif diyebilirim. Güzel bir inceleme olmuş.

***

İnsanoğlunun ne kadar acımasız olabileceğine dair fikir edinmemizi sağlıyor.Bizden bu derece manyak katil çıkmadığı için mutlu oldum. Sanırım biraz da din etkisi.

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX


Yayıncı : İthaki Yayınları
Yılı: 2007
Goodreads Puanı: 4.71 / 5
Vikitap Puanı: 6.7 / 10
Neokur Puanı: 0.00 / 5 (oylanmamış)

TANITIM


"Fikret Topallı'nın çoğu ABD'de işlenmiş seri cinayetlerden yola çıkarak hazırladığı bu kitap bir cinayet romanı değil. Olaylar gerçekten yaşandı; katiller, kurbanlar, tanıklar ve dedektifler, hepsi de gerçek kişiler... İçinde her türlü şiddeti barındıran bu gerçek hayat hikayeleri, hem polisiye türe özgü merak ve heyecan duygusunu hem de korku ve gerilim romanlarına has bir ürpertiyi yaşatıyor okuyucuya. Ama kitabın yarattığı ürperti vaka anlatımlarından, cinayet ve ceset tasvirlerinden kaynaklanmıyor.

Ürperiyoruz, çünkü şahit olduğumuz cinayetler modern toplum hayatının sıradan bir parçası. Dehşet o hayatın görünürdeki rasyonelliğinin hemen yanı başında, daha doğrusu tam içinde. Anlıyoruz ki burjuva toplumunun huzurlu yaşamının izleyeni yanıltan bir akışı var. Sistemin bütün ideolojik aygıtlarıyla dillendirdiği huzur ve güven ortamı söylemi de, aslında tehlikeleri ve çatlakları saklamak çabasından başka bir şey değil."
- A. Ömer Türkeş

"Elinizdeki çalışmanın fazlasıyla sinir bozucu bir kitap olduğunu baştan belirtmeliyim. Çoğunuz vahşetin, vicdansızlığın böylesinden, bu kadarından büyük rahatsızlık duyacak okurken. Her bölümün başından sonuna dek caninin bir an önce yakalanmasını, başka bir canı acıtmamasını dileyecek; katil yakalandıktan sonra da en ağır biçimde cezalandırılmasını isteyeceksiniz...

Bu kitapla insanın potansiyel gaddarlığının sınırsızlığını göreceksiniz ve moraliniz biraz bozulacak. Onlarca kadını öldüren sapıklara, cezaevinde yatarlarken çoğu kadın olmak üzere ne kadar çok sayıda hayran çıktığını ve ne kadar çok destek mektubu geldiğini okuduğunuzda kanınız donacak. İnsan denen türü en çirkin yönleriyle görüp irkilecek, ama aynı zamanda bilinçleneceksiniz. Basit suçlar işleyenlere artık fazla kızmayacaksınız belki, sıradan insanları ise sanırım daha çok seveceksiniz."
- Kaan Arslanoğlu

Not: ilk kitabın devamı, tanıtım yazısı ilk kitapla aynı hazırlanmış.


**** Seçmece Yorumlar****


İlk kitabı okuduktan sonra bunu da okumak kaçınılmaz oluyor. İkinci kitapta bu defa Henri Landru, Peter Kürten, Dennis Nilsen Aileen Wuornos, Javed İqbal'in de aralarında bulunduğu, yine 13 seri katilin gerçek öyküleri sürükleyici bir biçimde anlatılmış.

***

Yazarın İthaki Yayınevinden çıkan Seri Katiller 1 ve 2 kitapları bence Polisiye araştırma kitapları içinde özel yere sahip oldu. İlki gibi bu ikinci kitap da okuru sürükleyici bir polisiye roman gibi etkisi altına alıyor. Ayrıca yaşananların gerçek olduklarını bilmek insanı daha fazla etkiliyor. Henry Lee Lucas, Leonard Lake, Dennis Nilsen gibi canilerin yanı sıra yazar değil Türkiye'de, dünyada bile haklarında sınırlı bilgi bulunan Endonezyalı Ahmad Suradji, Pakistanlı Javed Iqbal gibi seri katiller hakkında da pekçok bilgi sunuyor. Gözden kaçırılmaması gereken bu çalışmayı tüm polisiye-gerilim severlere öneririm.

***

Uzun zamandır kitap okumayı bırakmıştım. Bu kitap sayesinde tekrar okumaya başladım. Okuduğum en güzel kitaplar arasında yerini aldı ve kütüphanemde baş köşede duruyor. Ayrıca kitabın kapağıda değişmiş. Bu kitabı okuduktan sonra merak edip diğer seri katiller kitaplarını araştım ve aldım ama hiçbiri bana bu kitaptaki tadı vermedi. Hatta sıkıldım diyebilirim. Ellerine sağlık Fikret Topallı.


XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX




Yayıncı : İthaki Yayınları
Yılı: 2013 (10 Ekim)
Goodreads Puanı: 0.0 / 5 oylanmamış
Vikitap Puanı: 8.00 / 10
Neokur Puanı: 0.00 / 5 (oylanmamış)


TANITIM


Kimi gaipten sesler duyuyor, kimi kötü geçen çocukluğunun intikamını alıyor, kimi kurbanlarının acısını dindirdiğini düşünüyor kimi de sadece sapıkça dürtülerini bastırmak için öldürüyor.

İşledikleri cinayetler aylar hatta yıllar sonra çözülüyor, polisler karşılaştıkları vahşet karşısında şaşkına dönüyor, kamuoyu bu davaları günlerce tartışıyor. Öldürme sebepleri ne olursa olsun onlar, çağımızın en vahşi, en acımasız, en psikopat katilleri. 

Seri katiller üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Fikret Topallı, bu kitabında da canilerin yaşam öykülerini mercek altına alarak kanınızı donduracak. 

Unutmayın; bu kitapta anlatılan vahşi katliamların, cinayet ritüellerinin ve yamyamlık deneyimlerinin hepsi gerçek!

****Seçmece Yorumlar****


fikret topallının seri katillerin yaşamlarını anlattıgı 3. kitap, ilk iki kitap gibi dili gayet akıcı ve sade, kan dondurucu enteresan hikayelerle dolu, seri katillerin hayatını merak edenlerin okuması gereken kitaplardan biri...

***

Yazarın "Seri Katiller" serisinin 3 kitabının tanıtımını yapmaya çalıştım, çeşitli satış siteleri ve kitapla ilgili paylaşım platformlarında belirtilen yorumları da ekledim. Olumsuz yorum görmedim desem yeridir. Seriyi de okunacaklarımın arasına ekleyeceğim gibi görünüyor :D :D

Hoşçakalın, sevgiyle kalın...
Çiğdem

5 Aralık 2013 Perşembe

RKBT 10.TUR || Fikret Topallı - Baba, Dışarıda Bir Melek Var! || Kitapperest Dünya'mın Seçimi


Bugün gündüzden yorumumu yapmıştım, şimdi de okuduğum öykülerden beni tırstırma kabiliyeti yüksek olanı seçtim. Yatak odamdaki büyük boy aynanın karanlıktaki görüntüsü çoook etkili oldu. :D


Bloody Mary / Kanlı Mary

“Bloody Mary” (Kanlı Mary) belki de dünya üzerinde en çok bilinen, en fazla anlatılan ve korkutan şehir efsanesidir. İngiltere kökenli bu efsanenin geçmişi çok eski yıllara dayanmakla birlikte, özellikle kız çocuklarının gece toplantılarında birbirlerine anlatmaları ile 20. yüzyılın başlarında yaygınlaşmıştır. İngiltere’den daha çok Amerikan kültürüne adapte olan bu efsanenin de tıpkı benzerleri gibi değişik versiyonları bulunur. Pek çok korku filminde bu efsanenin çeşitli yorumları etkileyici bir biçimde kullanılmış, izleyicilerin korkması sağlanmıştır. Bu şehir efsanesinin en yaygın biçimde anlatılan hikâyesi şöyledir:
Bir kasabada aynı okula giden 15 yaşlarında dört kız arkadaş gece yatısına kalmak için Amy’nin evinde buluştular. Amy’nin ailesi kızlar rahat etsin diye o gece bir yakınlarına gitmişti. Kızlar bol bol konuştular, gülüştüler, bir şeyler atıştırıp, yüksek sesli müzik eşliğinde dans edip eğlendiler. Artık saat gece yarısını geçmiş, kızlar yorulmuşlardı. İçlerinden biri “Uykum kaçtı ama hiçbir şey yapacak halim de yok,” dedi. Amy yanıtladı: “Benim de... Baksanıza, birbirimize hikâyeler anlatalım mı? Birazcık korkunç şeyler!”
Bu teklif hoşlarına gitmişti, “Evet! Harika olur!” dedi biri. Bir diğeri, “Ama ben bilmiyorum böyle hikâyeler...” diye karşılık verdi. Ev sahibi olarak önderliği almak yine Amy’ye düşmüştü. “Bende çok güzel bir hikâye var. Ama çok korkunç. Yeni öğrendim. Anlatayım mı?” Kızlar aslında ürkmüşlerdi ama belli etmemeye çalışarak kıkırdadılar: “Anlat canım, ne olacak?”
Amy’nin hikâyesi şöyleydi:
“Bundan 200 yıl önce buralarda Mary Worth adında bir yaşlı kadın varmış. Kasabadan uzakta, korudaki bir kulübede yaşıyormuş tek başına. Büyücülük yaptığı söyleniyormuş. Kasabanın yeni papazı kadından hiç hoşlanmıyormuş; kilisedeki bütün vaazlarında büyücülüğün günah olduğunu, büyücülerin inananları cehenneme yönlendirdiğini, bu yüzden yok edilmeleri gerektiğini anlatmaya başlamış. Sonra kadının adını da vermeye başlamış. Mary Worth’un bir cadı olduğunu, uğursuz varlığı ve kötü büyüleriyle herkese zarar vereceğini söylüyormuş. İşte papaz insanların aklını böyle çelmiş. Çok etkilenen birkaç kişi bu sorunu halletmek için Mary cadısını ortadan kaldırmak gerektiğini yaymaya başlamış ve kısa bir sürede onlarca kızgın adam bir araya gelerek Mary’nin kulübesine bir baskın düzenlemişler.
Evde yakaladıkları yaşlı kadını tartaklayıp döverek kasabanın meydanına getirmişler; alelacele meydana dikilen bir kazığa bağlayarak çeşitli işkenceler yapmaya başlamışlar. Bıçaklarla kadının yüzünde ve vücudunun çeşitli yerlerinde kesikler açmışlar; bu arada bazıları da ayaklarının dibine odun yığmaya başlamış. Çünkü papaz cadıların ancak yakılarak öldürüleceğini söylemiş. Yaşlı kadın kanlar içerisinde haykırıyor ve kalabalığa lanetler savuruyormuş: “Bu kasabayı lanetliyorum. En büyük lanet üzerinizde olacak; yüzyıllar geçse bile torunlarınız lanetimden kurtulamayacak! Adımı andığınızda aynalardan çıkıp geri geleceğim!”
Kasaba halkı kanlar içindeki kadının dehşet verici sözlerinden etkilenmiş, ancak lincin elebaşları işi daha fazla uzatmamak için odunları ateşe vermiş; Mary Worth acılar içinde kıvranarak ölmüş. Daha sonra anlatılanlara göre kasabada hava karardıktan sonra, içinde ışık olmayan bir odada aynaya dönüp beş defa “Kanlı Mary” denilince Mary Worth’un suratı aynada belirirmiş ve… Sonrasını hiç kimse bilemiyor!”
Amy hikâyesini bitirdiğinde kızlara baktı. Hiçbirinden ses gelmiyordu; korkudan birbirlerine daha fazla sokulmuşlardı. Amy memnundu, amacına ulaşmış, kızları korkutmuştu. Aslında kendi de biraz ürkmüştü anlatırken ama kızlarla dalga geçmek çok daha eğlenceliydi. “Eee? Ne diye sustunuz? Korktunuz mu yoksa?” dedi gülerek. Bir tanesi “Çok korkunçtu! Daha önce hiç duymamıştım,” dedi. Diğerleri de onayladılar. Amy yine güldü; “Çok aptalsınız! Hikâye bu, sizi korkutmak için anlattım; gerçekten denesek ne olacak ki?”
Hiçbiri gönüllü olmadı doğal olarak. “Sizi gidi bebeler! Biriniz bile banyoya gidip bunu deneyemez mi?” Hepsi kafasını olumsuz biçimde salladı “Amy, hayır...”; “Sakın böyle bir şeye kalkışma!” Ama Amy kızları korkutmanın verdiği özgüven ve gururla daha da üstün görünmeyi amaçlıyordu. “İşte bakın, ben yapacağım, siz kapının önünde bekleyin.”
Sözünü bitirir bitirmez banyoya koştu, ışığı yakmadı. Diğer kızlar aslında korkmakla aptallık ettiklerini düşünüyorlardı ama öte yandan Amy’nin cesaretine ve ataklığına şaşırmışlardı. Hepsi kapının önüne toplandı. Amy “Hazırsanız başlıyorum,” dedi ve kızlar Amy’nin beş kere arka arkaya “Kanlı Mary” dediğini duydular. Ardından sessizlik. Banyodan hiçbir ses gelmiyordu. Birkaç dakika geçtikten sonra “Haydi Amy, çık artık!” diye seslendiler. Yine yanıt yoktu. “Şakanın zamanı değil... Yeterince korkuttun bizi!” Yine ses gelmeyince kapıyı açıp, ışığı yaktılar: Amy gözleri fal taşı gibi açılmış, kanı çekilmiş, bembeyaz yüzünde bir dehşet ifadesiyle aynaya bakıyor, hiç konuşmuyordu. Yumrukları sıkılıydı. Koluna girerek dışarı çıkarttılar. Amy bu olaydan sonra hiç kimseyle, tek bir kelime bile konuşamadı.

RKBT 10.TUR || Fikret Topallı - Baba, Dışarıda Bir Melek Var! || Tanıtım, Yorum ve Çekiliş




Tanıtım

Baba, Dışarıda Bir Melek Var! 

Seri katiller üzerine yazdığı kitaplarla tanıdığımız Fikret Topallı, bu kez dünyadan ve Türkiyeden gizemli şehir efsaneleriyle karşımıza çıkıyor.

"Hayaletli evler, ölümsüz ruhlar, gizemli yatırlar, mezardan çıkan ölüler, bitmek bilmeyen hazineler, lanetler, dehşet saçan katiller, uçan daireler… Hepsi bize gerçekmiş gibi anlatılır. Biz de inanırız, korksak bile inanmak isteriz. Sonra hemen paylaşırız arkadaşlarımızla, onları da etkilemek isteriz çünkü. Onlar da korkmalıdır bizim gibi. Büyümeye başlayınca da bu devam eder, okulda, iş yerinde, arkadaş toplantılarında, kahvehanelerde, askerde, hayatın her döneminde bildiğimiz, bize anlatılan şehir efsanelerini paylaşmaya bayılırız: Biliyor musun benim bir arkadaşın dayısının başına ne gelmiş…"

Bu kitapta, yüzlerce yıldır dilden dile dolaşsa bile gerçekliği hiçbir zaman kanıtlanamayan ve en ünlü roman yazarlarını bile kıskandıracak kadar yaratıcı olan şehir efsanelerini okuyacaksınız. 

Yorum

“Bir arkadaşım anlattı, tanıdığı birinin başına gelmiş...” diye başlayan hikâyeleri çok duymuşuzdur. Arkadaş toplantılarında sohbetin en vurucu ânı, daha önce hiç duymadığımız, enteresan bir hikâyenin anlatılmasıdır. 
Gerçek olduğu iddia edilerek anlatılan bu hikâye komik, tuhaf, şaşırtıcı, açık saçık, tiksindirici, ürpertici hatta korkunç olabilir. 
Genellikle anlatan, olayı yaşayan birinin tanıdığının tanıdığıdır. 
Bizzat başımızdan geçen ya da gerçekleştiğine gözlerimizle şahit olduğumuz olaylar “şehir efsaneleri” statüsünde değerlendirilmez. Genel görüş, bir şehir efsanesinin gerçekten yaşanmış olduğunun asla kanıtlanamamış olmasıdır. İşin lezzeti de biraz bundadır."

Fikret Topallı bu cümlelerle başlamış kitabına...
Gerçekten de şehir efsaneleri böyledir, birisi kuyuya bir taş atar, diğerleri bulandırır da bulandırır. Korkutur, ama insan doğası gereği, merak ettirir üzerine de her anlatan kendinden birşeyler ekler. Şehir Efsaneleri böylece doğar. 
Yazarımız da üşenmemiş hem dünyadan hem de ülkemizden bir çok şehir efsanesini toparlayarak güzel bir kitap halinde bizlere sunmuş. 
Avantajı; bir çok seçme efsaneyi bir arada öyküler şeklinde okuyabiliyorsunuz.
Dezavantajı; efsanelerin korkutucu, ürkütücü yanları ağır basıyor ve toplu okumayla gerim gerim geriliyorsunuz. (ha tabiki, gerilimin babası gelse yerim, bana dokunmaz diyorsanız sizi bunun dışında tutarım :D ) Kendi adıma durumu şöyle izah edeyim: son 3 gecedir evin içinden gelen en küçük çıtta bile tüylerim ürperiyor. Oğlum gece su istediğinde lambayı yakmak için ışık hızının da üzerinde bir hareketle koşturuyorum. Sanırım durum anlaşılmıştır. :D :D
 Hani bir zamanlar Alacakaranlık kuşağı dizisi vardı TV'de, küçüktüm ama  o zamanlar korku gerilim ne varsa izlerdim. Fikret Topallı'nın kitabını okurken sanki diziyi yeniden izliyormuş gibi hissettim. 
Gerçekten de bol gerilimli ve oldukça keyifliydi. (yukarıda yazdığım korku kısmını es geçiyorum) Ayrıca kitabın kapağı da çok hoşuma gitti. 

Ufak not: Birde şunu farkettim elin ecnebisinin efsanelerinde kan gövdeyi götürürken, bizimkiler pek bir safiyane ve melake kalmış. :D  

Değerlendirme

4-Ortalamanın oldukça üstündeydi, keyif aldım  



Ve Çekiliş... 
(sonuçlar Facebook sayfamızda açıklanacak)






Tur takvimimiz

 Hoşçakalın, sevgiyle kalın :D