Elf Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elf Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2014 Cumartesi

Ayla Koca - Kayıp Ruh Yitik Beden [YORUM]


Arka Kapak

Alara özel olduğunu biliyordu bu aynı zamanda onun lanetiydi. İnsanları mutlu ederken kendini mutsuzluğa ve yalnızlığa mahkum eden yeteneğini zaman zaman sorgularken, karşısına hiç beklemediği anda çıkan ve ilk görüştü aşık olduğu hasanın varlığıyla yol ayrımına girer.

Tam seçim yapacağı sırada verilen görev le beraber kendini geçmiş ve geleceği arasında kapana kısılı bulur.

Alara şimdi aşk, ailesi ve de görevi arasında seçim yapmak zorundadır. Peşinde mafya, katiller ve geçmişi vardır. Mutluluğu nasıl yakalayacağını okurken kendinizi bambaşka bir alemde heyecanlı bir macera avına tanık olarak bulacaksınız.

Roman boyunca av mı? Avcı mı? Olduğunuzu sorgulayacaksınız.

YORUM

İlk defa türk işi, paranormal diyebileceğimiz bir kitap okudum. Hangisi mi? Kayıp Ruh Yitik Beden tabii ki...
Kapak görselini tanıtımlarının döndüğü zamanlardan beğenmiştim. Konusuna gelince açıkçası biraz daha temkinliydim. Türü sadece yabancılardan okumuş olmam ve de yazarın ilk denemesi olduğundan çok beklentim de yoktu.
Bir çok yeni türk yazar bu aralar eserleriyle karşımıza çıkıyor ve çoğunluk aşk üzerine.
Farklı bir türde yazılmış bir kitap olarak daha bir dikkatimi çekti. 
Türk işi nasıl olabilir ki düşüncesiyle başladım kitaba ve kesinlikle önyargılı olmamak gerektiğini bir kez daha hatırlamış oldum.
Kısaca bahsedersek; kitabın karakteri olan Alara özel bir yeteneğe sahiptir.
 Ruhu bedeninden ayrılıp zaman ve mekandan bağımsız gezebilmektedir. Zamanla kendine bir misyon yükler ve insanlara yeteneğiyle yardım etmeye başlar. Özellikle son görevinin kendisi ve geçmişiyle bağlantılı olduğunu ve aynı zamanda aşkla tanışacağını bilmeden olayların içine atlar.
Kitaba başladığım gibi bitti diyebilirim, oldukça akıcıydı. Kurgusu ve olay örgüsü yazarın ilk eseri olmasına rağmen oldukça iyiydi. Kitabın temposu hep yüksek kaldı. Her ne kadar türk işi motiflerde az biraz garipsemiş olsamda (bu da yukarda belirttiğim sadece yabancılardan okumuş olmamdan kaynaklanıyor) gerçekten de hoşuma gitti.
 Kitapla ilgili tek eleştirim olacak. Yazım hataları, imla işareti sorunları okumayı çok etkilemiyor ama yine de rahatsız edici oldu. Umarım sonraki basımlarda bir kez daha gözden geçirilir.
Ayla Hanım'a yazarlık hayatında başarılar diliyorum, inşallah başka eserlerini de okuruz.


3 Temmuz 2014 Perşembe

Gregg Rosenblum - Devrim 19 [YORUM]


Orjinal Adı:  Revolution 19
Seri Bilgisi: Revolution 19 #1
Goodreads Puanı: 3.24
Türkçe Yayın: Elf Yayınları
Çevirmen: İnci Nazlı
Türü: Bilimkurgu-distopya


Yorum

Distopya tarzındaki kitapları seviyorum. Hemen beni kendilerine çekiyorlar. Blogumun bu seferki konuğu distopya türünde Elf Yayınlarından çıkmış olan Devrim 19 oldu. Robotların hakim olduğu bir dünya olunca hemen ilgimi çekti. 
Konusu insan ürünü robotların isyan etmesi ve insanları köleleştirmesine dayanıyor. Şahsen teknolojinin gidişatı ve gelecek, bizi bekleyenler anlamında soru işareti yaratıyor. Yazar anladığım kadarıyla oyunu böyle bir gelecekten yana kullanarak, benim gibi terminatör filmleri hayranı olan  kesimin dikkatini çekmeyi hedeflemiş. Bu arada yazarın ilk kitabıymış. Bu gözle bakınca gayet güzel bir çalışma çıkarmış.
Biraz da konusundan bahsedeyim, robotlar bilinçlenerek onları yaratan insanların birbirlerini öldürmelerine engel olmak için isyan ederek insanları öldürmeye başlarlar. Ne ironi değil mi? Neyse efendim bazılarını bırakır, bazılarını ise bırakmazlar.
Kitabın girişi de böyle bir durumla başlar. Aradan yıllar geçer. Kurtulan insanlar kendi köylerini oluştururken bir yandan da robotların yeniden geleceği korkusunu da üzerinde taşırlar. Boşuna da değildir bu korku. Kahramanlarımız olan Nick, Kevin ve Cass devrimden sağ kurtulmuş bir ailenin çocuklarıdır. Teknoloji hastası olan Kevin bir şekilde robotları üzerlerine çeker ve köyleri darmadağın olur. Aileleri robotların eline geçen çocuklar onları kurtarmak için robotların hüküm sürdüğü, insanların köleleştirilip öldürüldüğü Şehir'e gitmeye karar verirler. Bundan sonrası robotların dünyasında varolma savaşıdır artık...
Türünün en iyisi demek çok iddialı olur ama başlangıç için gayet iyi olduğu düşünüyorum. Aksiyonlu bir kitap ve keyif verici şekilde akıcı. Ancak asıl aksiyonun devam kitaplarında olacağını düşünüyorum ve merakla bekliyorum.

Değerlendirmem

3.5 Umut Vaat Ediyor :)




***


Yirmi yıl önce savaşlarımızda mücadele etmeleri için tasarlanmış robotlar savaş alanını terk etti. Ardından silahlarını bize çevirdiler. Sadece bir avuç insan 2071 robot devriminden kaçabildi. Ormandaki gizli bir insan topluluğunda aileleriyle birlikte yaşayan Kevin, Nick ve Cass şanslı olanlar arasındalar. Ancak daha sonra onların köyü de tespit edildi ve kaçmayı başarmış insanlarsa robotlar tarafından ele geçirildi. Ailelerini yitirmiş olan bu gençler, hayatta kalan insanları kurtarmak için en büyük düşmanları tarafından yönetilen şehre sızarak her şeyi riske attılar. Devrim 19, diğerlerinden farklı bir sinematik gerilim. Dinamik karakter rolleriyle büyük ses getiren yapıt, aksiyon, dram, gizem ve romantizme kısaca genç okurların istediği her şeye sahip. Kaçırılmaması gerekilen bu sürükleyici hikaye, Gregg Rosenblum'ın ilk romanı.



21 Mayıs 2014 Çarşamba

RKBT 24.TUR || RASHELLE WORKMAN - SÜRGÜN || YORUM ve ÇEKİLİŞ



Yorumum

Yeni bir turda yeni bir kitapla sizlerleyiz. Bu seferki konuğumuz Elf yayınlarından çıkan Rashelle Workman – Sürgün…

İlk tanıtımlarından beri merak ettiğim bir kitaptı çünkü yazarın yine Elf yayınlarından çıkan Uyuyan Güller’ini okumuş ve oldukça şaşırtıcı kurgusu ve konusuyla beni etkilemişti. (yorum için tık tık ) Sürgün ise konu ve tarz olarak daha farklıydı açıkçası neyle karşılaşacağımı merak ediyordum.
Turla beraber bu merakımı giderdim. :D
Venüs Kelari gezegeninde yer alan Carania krallığının varis prensesidir. O'nun dünyasının insanları bir değişim süreciyle ölümsüz olmaktadır. Venüs'te 16 yaşına girdiği gün -tamda bu dönüşüm sürecini yaşamak üzereyken- bir komplo sonucu ihanet ve cinayetle suçlanır ve kendini Dünya gezegenine gönderilmiş olarak bulur. Dünya atmosferi henüz dönüşümünü tamamlamamış Venüs için ölümcüldür ve günleri sayılıdır. Venüs'ün doğumundan bu yana onun koruyucusu olan Zaren'in Kelari tanrılarına yalvarması sonucu bir şartla gezegene dönüşüne izin vardır. O da Dünya'ya gönderildiği yer olan Wyoming'deki Michael Hawke'in ruh eşini bulması. 
Evet konusu kısaca böyle. 
Kapak olarak orjinali çok hoşuma gitse de bizde çıkan kapağını da beğendim.
İkisi de hoş görünüyor ne dersiniz?


Fantastik-Bilim Kurgu tarzındaki kitapları severim. Dolayısıyla Sürgün'de bu anlamda hoşuma gidenlerden biri oldu. Yazar Venüs'ün dünyasını kitap boyunca anlatmış, kavramları aklımda tutmak konusunda biraz zorlansam da aklımda bir dünya oluşturmak açısından pek sorun olmadı. Venüs'ün dünya konusunda her ne kadar bilgisi olsa da deneyimlemenin teoriye göre farklılıklarını gördüğü kısımlar güzeldi

Önünde uzanan manzara hologramlı ders kitabında gördüğü resimlerden çok daha güzeldi. Bunun en büyük nedeninin hologramlı resimlerde bu parfümlü kokunun olmayışı olduğuna karar verdi. Bu parfüm; kir, çam ağaçları ve çiçeklerin kokusunun karışımından oluşuyordu. Dünyanın güzelliğini deneyimlediği için kendini en azından bir dakikalığına mutlu hissetti

Venüs, Michael ve Zaren... Venüs dünya gezegenine geldiğinde duygularında da farklılık hissediyor. Michael ile aralarında adlandıramadığı ve malesef nedenini bilemediğimiz bir bağ var. Belki bir nebze tahmin edilebilir ancak net olarak bilemiyoruz. Ayrıca koruyucusu olan Zaren'e de hissettiği ama adını koymadığı şeyler var. Ki Zaren' de Venüs'e boş değil.Tabiatıyla kafada bir aşk üçgeni ve kimi seçecek düşüncesi oluşuyor. 
Kitap başlangıç olarak Venüs ağırlıklı olsa da bir yerden sonra olay Michael'a dönüyor. Giderek Michael'in göründüğü gibi olmadığını ve üzerinde kendisinin bile bilmediği bir sırrın varlığı barizken öğrenmek için cidden merak duyuyorsunuz. Açıkcası yazar biraz okuyucuyu kıvrandırmak istemiş olacak ki :) biraz ipucu veriyor ama kesin bir sonuca ulaşamıyorsunuz. 
Kitabın ilk yarısı okuma açısından biraz yorucu. Bunda yazarın tarzı mı yoksa çeviri mi etkili açıkcası emin değilim. Ancak yarısından sonra giderek açılıyor ve sayfalar birbiri ardına akıp gidiyor. Tabii aksiyon da artıyor. Hele ki bittiğinde doğrudan ikinci kitap ne zaman çıkıyor dedim. Bu kitap daha çok bir giriş niteliğinde, bu nedenle bittiği yerde bir çok soruyla kalıyorsunuz. Olumsuz olarak ileteceğim bir durum ise edisyonu biraz sıkıntılı. Diğer baskılar için gözden geçirilirse eminim kitabın keyfi çok daha güzel sürülecektir.
 

Değerlendirmem;

3.5 Nerdeyse ortalamanın çok üstündeydi, keyif aldım.







Ve çekiliş...
a Rafflecopter giveaway













Takvim





28 Eylül 2013 Cumartesi

Rashelle Workman - Uyuyan Güller



Orjinal Adı: Sleeping Roses
Seri Bilgisi: Dead Roses
GoodReads Puanı: 3.63
Türkçe Yayın: Elf Yayınları
Çevirmen: Kahraman Türel


Yorumum

Eski yayınlarımı yeni blogumda topluyorum bu da onlardan biri...
ELF Yayınları’nın yaptığı bir yarışmada kazandığım Uyuyan Güller kitabını biraz gecikmeli de olsa bitirdim.
Daha önce de yayınevinin çıkardığı KARANLIĞA DOĞRU kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. (Devamını merakla bekliyorum  )
Uyuyan Güllere gelince, konusu ve kapak görseli ile beni etkilemişti ve mutlaka okunacaklar listemde üst sıralardaydı.
Okuduklarımla kıyaslayınca bu kadar şaşırtıcı bir kitap görmedim desem yeridir diye düşünüyorum.
300 sayfa kadar ruh hastası kocasının gazabından kendini korumaya çalışan bir kadının dramını, kendini kurtarmaya çalışmasını okuduğumu sanmıştım. Bir yerde öyle gerçi ama zaman/mekan/gerçeklik çok farklı. Dram içinde bir dram söz konusu.
Hani bir çok kitapta dersiniz ya “tabi ya, ben biliyordum böyle olacağını” “tahmin ediyordum”… İddia ediyorum bu kitabı okuduğunuzda bunları diyemeyeceksiniz. 
Yazarı tebrik ediyorum. Başlarda küçük bir kısım haricinde hiçbir şekilde ipucu vermiyor. Ordan bile bağlantıyı kurup bir son kurgulamanız imkansız. Daha fazla bilgi vermek tamamını anlatmayı gerektiriyor. O nedenle fazla bir şey yazmak istemiyorum ama bir ipucu vereyim: Kitabın adı konunun aslıyla oldukça ilintili.
Ancak şuna değinmeden geçemiycem, hikaye konu bakımından süper iken okurken biraz zorlandım. Belki yazarın dilinden belki de çeviriden kaynaklıydı, emin değilim. Ama kitabın okunurluğunu aşırı etkilemiyor.
Özetle, beklenmedik, tahminsiz ve şaşırtıcı bir konuya sahip olan kitabı minik kusurlarına rağmen beğendim.

Değerlendirmem

4-Ortalamanın oldukça üstündeydi, keyif aldım




Evden hızla çıktığında başına geleceklerden habersizdi.Tek hatırladığı şiddetli bir yağmur ve kullandığı arabanın hızla kaymasıydı.

Uyuyan Güllere Övgüler

Eğer Amazonun listesinde olsaydı, bu kitaba on yıldız verirdim, o kadar güzel bir kitap" The Debut Books

"Hiç ummadığınız bir şaşırtmacayla, bu kitap, okuyup, bitirene kadar elinizden düşmeyecektir."
Cyruss 1264 

"Beklenmedik, gizemli ve olabildiğince harika! Acaba gerçekten olmuş mudur diye beni merak içinde bıraktı." 
Jek Jamison 

"Bir gerilim/heyecan romanı, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı." 
Heartsong Reviews

18 Eylül 2013 Çarşamba

Francis Knight - Karanlığa Doğru



Orjinal Adı: Fade to Black
Seri Bilgisi: Rojan Dizon #1
GoodReads Puanı: 3.35
Türkçe Yayın: Elf Yayınları
Çevirmen: Kahraman Türel



yorumum:

İlk tanıtımlarından beri gerek kapağıyla gerekse de konusuyla ilgimi çekiyordu ve bende en kısa zamanda edindim ve çok kısa zamanda, deyim yerindeyse tükettim :)
Bir şehir düşünün etrafındaki dağlarla çevredeki şehir ve insanlardan izole olmuş.
Bir şehir düşünün çevresel şartlardan yatay değilde dikine yükselmiş.
Bir şehir düşünün aşağıdakiler ve yukardakiler diye ayrılmış.
Bir şehir düşünün tüm enerjisini büyüden alan. 
Ve bedeli çok büyük acı olan bir büyü düşünün…
Yazarın ve yayınevinin ilk okuduğum kitabı oldu Karanlığa Doğru,
Ne yalan söyleyim ilk başlarda zorlandım, bazı cümlelerin farklı kurulmuş olması biraz yordu ama kitaptan aldığım keyfi engellemedi.
Konu oldukça farklı geldi bana. Ticaret konusunda çok gelişmiş Mahala adlı bir şehiri anlatıyor. Gerçek dünyada olduğu gibi bir kesimi yokluk ve karanlık içerisinde bir kısmı ise aydınlık ve varlık içerisinde. Hele bir de çukur varki, herşeyin örtbas edildiği bir yer. En çok dikkatimi çeken ise acı büyüsü oldu. Detaylarına girmeyeceğim, okumanız lazım ama şunu söylemeliyim, gerçek acıdan gücünü alıyor bu büyü. 
Başkahramanımıza gelince…
Rojan Dizon, kayıpları ve asileri yakalayan/bulan dedektif gibi bir şey. Çapkın, (ya da kendini öyle sanıyor) çaktırmasa da duygusal ve yufka yürekli, acıdan nefret eden ama acı büyüsü yapabilen nadir birkaç insandan biri ayrıca ağzı da bir hayli bozuk. İyi-kötü tipler vardır ya hani birazcık karanlık, gizemli yanı olan ama içinde bir ışık olan tipler… İşte Rojan’da öyle, kapakta bir ifade var: Bazı kahramanlar gölgeleri sever, gerçekten de doğru, içinde bir korkuyla yaşıyor, büyüsünden ödü patlıyor. Farkedilmemek, deyim yerindeyse çöplüğünde yuvarlanıp gitmek istiyor. Yaşadığı olaylar onu göz önüne getiriyor ve bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Bütün hikayeyi Rojan anlatıyor bize. 
Kitap Rojan’ın evden kaçmış bir kızı ailesine teslim etmek üzere yaptığı kovalamacayla başlıyor. Sonrasında ise uzun zaman boyunca görmediği kardeşinden büyü yoluyla haber alıyor ve kardeşini hastanede buluyor. Öğreniyor ki, eşi öldürülmüş, küçük kızı ise kaçırılmış. Görünmez kan bağları devreye giriyor ve yeğenini bulmak için elinden geleni yapmaya çalışıyor. İzler kendisini “Mahala” şehrinin dibinin dibi denebilecek yere sınırın da altına yani “Çukur”a götürüyor. Hiç birşeyin göründüğü gibi olmadığını, acı büyüsünün işlevini ve sonuçlarını, birebir yaşayarak anlıyor. Burda kendisine rehberlik edecek, kader birliği edeceği Paşa ve Jake ile tanışıyor. Kitap ilerledikçe açılıyor, heyecan ve aksiyon artıyor. Sonunu öğrenmek için bir an önce bitsin isterken, bir yandan da bitmesin istedim. 
Çevirisine bakarsak, orjinalini bilemiyorum ama değerlendirirken kriterim genellikle, okurken kopukluk olmaması, çelişkili ifadelerin bulunmamasıdır. Bu anlamda birkaç yer haricinde çevirisini beğendim diyebilirim. 
Kapak, konu ve içerikle birebir örtüşmüş ayrıca orijinal olması da artı bir puan.
Özetle sıkılmadan, keyifle okuyacağınız bir kitap ortaya çıkmış.
2. kitabın çıkmasını merakla bekliyorum, umarım çok da beklemeyiz.

değerlendirmem

5-Tek kelimeyle mükemmeldi


***



Acı-büyüsü, bundan çıkarılan güçle sağlanan enerji ve bunu elde etmenin bedelini canlarıyla ödeyen, çoğu kız, yüzlerce çocuk. Aşağıdakiler ve yukarıdakiler, tıpkı bugün dünyamızda yaşananlara benzer türde bir ilişki içindeler. Yukarıdakilerin rahat yaşamı için feda edilen aşağıdaki insanlar onların kanını ve canını emen yukarıdaki egemen güç aşağıdakileri, hele de bunlar çocuklarsa, inançlarıyla kandırmanın korkunçluğu, işledikleri günahların kefaretini acı çekerek ödemenin kandırılmışlığı ve ilk başta salt kendi ailevi nedenleriyle yola çıkarak, bu acıya son vermeye çalışan hergele, günlük yaşayan bir kahraman. sonunda yaşamının bir yerinde dişe dokunur bir şeyler yapmakta olduğunun farkına varan bir hovarda. ilginç olduğu kadar, tüyler ürpertici öğeleri de olan bir çağdaş masal.