2 Şubat 2016 Salı

Cassandra Clare - Küller Şehri - Ölümcül Oyuncaklar Serisi 2 [YORUM]





Orjinal Adı: City of Ashes
Seri Bilgisi: The Mortal Instruments#2
Goodreads Puanı: 4.22
Türkçe Yayın: Artemis
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Türü: Fantastik, Genç Yetişkin

YORUM

Ölümcül Oyuncaklar'a tam gaz devam...

Kemikler Şehri'yle Gölge Avcıları dünyasına sıkı bir giriş yapmıştım. (Yorum için tık tık )
Seriye de adını veren Ölümcül Oyuncakların ilki olan ölümcül kupa'yı Valentine'e kaptıran Clary ve Jace kendilerini kozmik bir şaka olarak adlandırdıkları bir durumda bulmuşlar ve Valentine'e karşı Jace-Clary/gölge avcıları team  1-0 mağlup olmuşlardı.
(Valentine kim mi? Önceden gölge avcısı olan ama sonradan Hitler'leşen bir karakter,)

Küller Şehri'nde bundan sonraki olayları okuyoruz.
Başlangıcımız yine Valentine'ın şeytani planlarıyla oluyor.
Pek şeytani kişilik Valentine, hastalıklı idealini gerçekleştirmek için elinden geleni ardına koymuyor. Kupayla sözde yeni gölge avcıları yaratacaktı, vazgeçmiş efendim. Onun yerine sessiz kardeşler tarafından korunan ruh kılıcını almak için iblis marifetiyle,bir garip, kafaları traşlı, ağızları ve gözleri dikili, zihin yoluyla iletişim kuran kardeşleri katlediyor. Bir sonraki adımı ise bu kılıcı şeytanileştirerek iblisleri kontrol edip gölge avcılarını yok etmek. Bunun için cinayetlerine devam  ediyor.

Unutmadan burda bir parantez açıp kapıyorum Simon'un da artık Aşağı Dünya'lı olduğundan bahsetmiş miydim?? Ama hangisi olduğunu söylemeyeceğim, kitaptan okuyun :D :D
(O da kim derseniz; Clary'nin yakın arkadaşı, müzmin aşık  desem yeterli olur.)

Tüm bu olan bitenden sonra Merkez Enstitüyü ve sorumluları araştırması için Sorgucu'yu gönderir. İşler daha da karışır çünkü Sorgucu'nun da kendine göre hesapları vardır. Daha da kötüsü Valentine'in Jace ve Clary ile ilgili söylediği şeyi hazmetmeye çalışmak ikisi için de oldukça zordur ve ne yapacaklarını bilememektedirler. Tüm bunların üzerine yine de Valentine karşı savaşları devam eder.

İlk kitaptan sonra Küller Şehri de keyif içerinde okundu bitti. Yazarın kalemini zaten çok beğenmiştim. Yine ilk kitap gibi akıcı, dolu dolu ve aksiyonu bol. Yeni karakterler de katılıyor bu kitapla beraber. Her bir karakterini ayrı ayrı beğeniyorum. Hiç biri gereksiz durmuyor. Hepsine güzel kişilikler biçmiş. Yalnız Cassandra'ya çok kızıyorum Jace ve Clary'e bu kadar yüklenmesen olmaz mıydı? Ters bir vaktinde mi yazdın onları bilmiyorum ki? Zavallıcıklar hem psikolojik hem de fiziken çatışmadalar. Hele ki Jace diplerde sürünüyor. Cık cık olmaz yaniii.
Yine de onlar için "benim hala umudum var" şarkısıyla bu akşamki yazımı sonlandırıyorum ve gelsin sıradaki Camlar Şehri diyorum.



ARKA KAPAK

Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak kadar heyecan! Ölümcül Oyuncaklar can yakmaya devam ediyor!

Komada bir anne ve dünyayı yok etmeye kararlı bir baba.. Clary Fray, kurtadamlar, şeytanlar ve gizemli Gölgeavcılarıyla dolu, ürkütücü New York yer altı dünyasına doğru sürükleniyor. Geçmişiyle ilgili öğrendikleri yalnızca başlangıç. Şimdiyse dünyanın kaderi Clary’nin ellerinde. Yeni keşfettiği güçlerini ustaca kullanmayı ve asla kendisinin olmayacak bir erkeğe karşı hislerini dizginlemeyi başarabilecek mi? 

1 Şubat 2016 Pazartesi

Cassandra Clare - Kemikler Şehri -Ölümcül Oyuncaklar 1 [YORUM]


Orjinal Adı: City of Bones
Seri Bilgisi: The Mortal Instruments#1
Goodreads Puanı: 4.12
Türkçe Yayın: Artemis
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Türü: Fantastik, Genç Yetişkin


YORUM

Merhabalar,

Fırtına gibi sürükleyici bir seriye başladım. Önce filmini izledim, çok hoşuma gittiğinden kitaplarını alayım dedim.Hangi tarihte aldığımı hatırlamıyorum bile aldığım gibi kitaplıkta sırasını bekleyenlerin arasına katıldı. 2013 sonrasından günümüze kadar geçen bir süreden bahsediyorum. Geçtiğimiz hafta nette dolanırken ne göreyim! Dizisini de yapmışlar ve ben hala okumaya başlamamışım. Filmini yeniden izledim, dizisini takip ediyorum ve kitaplarını da okumaya başladım. Anlayacağınız bu aralar hayatım Ölümcül Oyuncaklar oldu. Hatta kitap, film, dizi birbirine girdi diyebilirim.
Konusunu kısaca özetlersem; Clary Fray yakın arkadaşı Simon'la Pandemonium adlı gece kulübüne gittiklerinde birinin öldürülmesine şahit olur. Üstelik ondan başka kimse olanı biteni görmemektedir. Farkeder ki ölen aslında insan değildir. Daha sonradan öğreneceği ise yaratığı öldürenler Gölge Avcıları adı verilen gruptur. Enstitü adı verilen gizli bir sığınakta yaşayan Jace, Alec ve İsabelle  Gölge Avcısıdır, görevleri iblisleri yok etmektir. Clary'nin onları gördüğünü farkettiklerinde çok şaşırırlar. Çünkü sıradan olarak adlandırdıkları insanlar, kendileri istemedikçe onları göremez. Clary'nin onlarla karşılaşmasıyla bazı şeyler ortaya çıkmaya başlar ve bu arada Clary'nin ressam olan annesi oldukça garip bir saldırıya uğrar. Jace tam zamanında Clary'nin hayatını kurtarır ve onu Enstitü'ye götürür.  Clary tam bir muammadır, gölge avcılarının özellikleri taşımakta ama sıradan biri gibi görünmektedir. Gölge avcılarını ve aşağı dünya ile ilgili hiç birşey bilmemektedir. Annesi yaratıklar tarafından saldırıya uğramış ve kaybolmuştur. Üstelik adının anılması bile korku salan Valentine'den bahsedildiğini duymuştur. Clary annesini bulmak ve hayatındaki gizemi çözmek için
garip bir dünyanın kapısını aralar...

Ana konu olarak nefilim olan gölge avcılarını anlatırken, melekler, vampirler, kurt adamlar, periler, iblisler vs. aradığınız ne varsa bulabileceğiniz bir kitap, son derece özenli ve detaylı bir dünya yaratmış yazar.
Müthiş bir fantastik kurgu, yazarın içtiği neyse bana da ondan lütfen diyecek kadar oldum.
Oldukça akıcı bir anlatıma sahip ve dili de kesinlikle yormuyor. Başlayınca bırakamadım. Bir sayfa, bir sayfa daha derken bir baktım kitabı bitirmişim.
Herşey iyi güzeldi, hatta kendimi kitabın havasına da acayip kaptırmıştım. Ama yazar hiç hissettirmeden bombayı patlattı. Kitabın sonunda acayip bir ters köşe vaziyetindeyim. Öyle bir sonu yazarken ne düşünüyordun Cassandra demeden geçemeyeceğim. Hani öyle ki düşman başına bile vermesin denilecek cinsten. Buna rağmen benden tam puan aldı.
Şimdi merak ve umutla ikinci kitabına başlıyorum.

ARKA KAPAK

Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül Oyuncaklar hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York’ta Pandemonium Kulüp’e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç aklına gelmezdi.
Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini hayatta düşünemezdi! Clary, polisi arayabileceğini biliyordu fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary’den başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay olmayacaktı!

Clary’nin onları görebilmesine çok şaşıran katiller kendilerini Gölgeavcıları olarak tanıtacaktı. Yani, dünyayı şeytanlardan arındırmaya ant içmiş gizli bir kabile!


24 Ocak 2016 Pazar

Fatma Erdek - Ben O Değilim [YORUM]


Yayınevi: Ephesus Yayınları
Türü: Romantik Komedi


YORUM

Bugün günlerden BEN O DEĞİLİM günü :) :)
Fatma Erdek, kitaplarını oldukça beğenerek okuduğum yazarlardan biri.
Sevgili yazarımız hem kapağından hem de konusundan anlaşılacağı üzere farklı bir tarz denemek istemiş.
Önceki eserleri dram ağırlıklıyken bu sefer romantik komedi yazmış, üstelik bir erkeğin dilinden.
Kitabın ana karakteri Arın çoğunluk kadınlardan oluşan bir aileye ve kendisine tıpatıp benzeyen bir ikize sahip. İkiz olayının en can alıcı noktası olan birbiri yerine geçme mevzusu da, bu kitabın başlangıç noktası. Arın ve Meriç fiziken birbirlerinin aynı olmalarına rağmen huy/karakter tamamen zıt. Arın efendi,oturaklı, ağırkanlı ve sorumluluk sahibiyken Meriç bir o kadar hoppa, sorumsuz, çapkın. Her şeye rağmen Meriç Arın'ın yumuşak karnı. Onun hatırı için Yunanistan'da kurduğu hayatı, uzatmalı sevgilisi Celia'yı geride bırakıp 3 haftalığına Meriç oluyor. Asıl hikaye de burdan sonra başlıyor zaten. Tıpkı romantik komedi filmleri gibi. Meriç yüzünden yaşadığı zor ve komik durumlar, kendisini cin gibi çarpan Tuna'yla karşılaşması, O'na aşık oluşu ve kendini bir türlü anlatamaması...
İşte böyle devam ediyor. Melekler Zamanı ve Erken Rüya Zamanlar'dan sonra okuduğum 3. kitabı.
Kaleminden yana eksiklik yok, yine her zamanki gibi güçlü, akıcı. Konuyu ele alışı, anlatımı güzel. Farklı bir türü deniyor olmasına rağmen Fatma Hanım'a mahsus tarz yine kendini belli ediyor.
Kitabı genel olarak beğendim ama yazarın daha önce okumuş olduğum kitaplarıyla karşılaştırırsam; onlara göre bir tık altında kaldı diyebilirim.
Nedenlerine gelirsek;
 Arın iyi hoş ama kitabın başlarında sadakatten dem vurup, bir anda Celia'yı unutması hoş olmadı. Tamam aşk bu bir anda da düşersin içine. Tuna'nın peşine düşmezden önce Celia ile olan durumuna noktayı koymasını beklerdim.
Arın'ın dilinden anlatımda fena değildi ama bunu olsa olsa bir kadın diyebilirdi/düşünebilirdi dediğim bir iki yer oldu.
Takıldığım noktalar haricinde güzel bir romantik komediydi. Laçkalaşmamış, biraz daha geleneksel tarzda bir aşk okumak, hem de biraz gülmek isterseniz tercih edebileceğiniz kitaplardan diyebilirim.



ARKA KAPAK


Siz hiç, birbirine tıpatıp benzeyen ikizler gördünüz mü? İşte ben onlardan biriyim... Adım, Arın Soylu.

Genç, yakışıklı, güçlü ve mutlu bir erkeğin hayatı, bir anda nasıl altüst olur? Kolay… Bunun için, serseri ikizinizle, akıl almaz bir oyunun içine girmeniz yeterli. Sadece üç haftalığına, başka birinin hayatını yaşamaya cesaret ederseniz, beraberinde gelecek bütün sürprizlere de hazırlıklı olmalısınız. 

Ben de hazırlıklıydım. Ta ki onu görene kadar... Tuna'mı… Bal rengi saçları ve güneş gibi parlayan yüzüyle, birdenbire hayatımı kökünden değiştirmişti. O benim beklediğimdi, o benim geleceğimdi. Onu elde etmeme kimse engel olamazdı. Hiçbir şey beni durduramazdı. Durduramadı da… 

Başardım mı? Evet! Onu aşkıma inandırdım. Onu kendime âşık ettim. Peki ya sonra? Hiçbir yalan sonsuza dek sürmez, öyle değil mi? Bir gün, hiç ummadığım bir anda, yalanımla yüzleşmek zorunda kaldım. Artık 'Ben o değilim' desem de bir faydası yoktu. Tuna bana inanmıyordu. Ne yapacaktım şimdi? Vaz mı geçecektim hayatımın kadınından? Elbette hayır! Bedelini ödeyip, seni kazanacağım, Tuna cadısı! Her ne olursa olsun… 

15 Ocak 2016 Cuma

Jessica Shirvington - Uyanış - The Violet Eden Chapters #1 [YORUM]




Orjinal Adı: Embrace
Seri Bilgisi: The Violet Eden Chapters #1
Goodreads Puanı: 4.01
Türkçe Yayın: Dex Kitap
Çevirmen: Deniz Başkaya
Türü: Fantastik, Melek, Genç Yetişkin,

YORUM

Yeni yılın ikinci yorumuyla sizlerleyim. Önce Lanetli, şimdi de Uyanış derken bu haftaki fantastik kotamı doldurdum.
Bu satırları yazarken farklı bir türe çoktan yelken açtım bile :) 
Uyanış fantastik türde yine çok bilinen bir konu üzerine -melekler- yazılmış bir kitap ve ben bu konuyu çok severim. 

  Konusundan birazcık bahsedecek olursam;
Işık ve karanlık meleklerinin var olduğu ayrı bir diyar mevcut. Bu meleklerin bazıları kendi istekleriyle dünyaya gelmeyi seçmişler, bazıları da kötülüklerinden ötürü dünyaya sürülmüşler. Bu nedenle bunlara sürgün melekler deniyor ve bir çoğu insandan üstün olduğu kibriyle dünyayı ve insanları yönetmek istiyor. Bir de grigoriler var. Bunlarda insanoğlunun koruyucuları. Grigoriler insan ve melek kırması gibi, 17 yaşlarında potansiyellerine ulaşıyorlar ve özgür irade çok önemli bir unsur. İşte kahramanımız Violet'te 17 yaşına girmek üzere ve o da bir grigori adayı. Bunu öğrenmek ciddi bir şok etkisi yaratıyor. Grigorilerin olayı da 5 duyuyla ilgili ama bu kısmı da daha somut olaymış iyiymiş. Bunların bir de kader ortakları oluyormuş, birbirinin ilk yardımcısı gibi bir durumları var. 

Aslında görüldüğü gibi konu fena gitmiyor. 
Amma velakin doyurucu, istediğimi alabildiğim bir kitap olmadı malesef. Sen konuyu daha olgunlaştıracağına, daha şaşırtıcı ögelerle süsleyeceğine gıcık bir aşk üçgenini gözümüze sok!! 
Tamam olsun ama yerli yerince olsun,ana hikayenin yerini alınca insanın keyfi kaçıyor. 

Karakterlere gelince;
Ana karakter olan Violet çok zayıftı bence. Ana karakterin güçlü yansıtıldığı kitapları daha çok seviyorum. Etki altında kalan, saçma sapan kararlar veren bir kız hiç hoşuma gitmedi. 
Lincoln'de grigori ortak olarak pek kağıt üzerinde kaldı (lafa bak, kitap bu tabii kağıt üzerinde olcak dimi :D :D, ama siz anladınız onu, öyle bir yazacaksın ki ete kemiğe bürünecek karakter) 
Sanırım bir tek Phoenix üzerinde özene bezene çalışılmış, şahsen fena değildi. Ama onun sonu da ne olacak bilemem :D

Anlayacağınız üzere pek keyif aldığım bir okuma olmadı. Devam kitapları çıkar mı bilmiyorum ama sanırım aklım kalır da alırsam Phoenix yüzünden olacak. 


ARKA KAPAK

"Kader, aşk ve yenilmez karanlık güçler üzerine büyüleyici bir hikaye." The Sun-Herald Violet'ın tek isteği Lincoln'la olmak. Ancak Lincoln ikisini ayıracak kadar büyük bir sırrı saklıyor. Bir de Phoenix var. Aşırı tutkulu ve gizemli olsa da Violet'ın başı sıkıştığında hep yanında olan Phoenix. Violet bir gün kendisini meleklerin intikam peşinde koştuğu ve insanların savaşçı olduğu ışık ve karanlık arasındaki mücadelenin ortasında buluyor. Bu savaşta neleri feda edeceğine hemen karar vermesi gerekiyor. Yanlış seçim, sadece kendi hayatının değil, dünyanın da sonu olabilir.

13 Ocak 2016 Çarşamba

K. A. Tucker - Lanetli - Causal Enchantment #1 [YORUM]

Orjinal Adı: Anathema
Seri Bilgisi: Causal Enchantment #1
Goodreads Puanı: 3.86
Türkçe Yayın: Yabancı Yayınları
Çevirmen: İnci Nazlı
Türü: Fantastik, Vampir, Genç Yetişkin, 

YORUM

Merhabalar,
Yine uzun bir aradan sonra yeni bir yorumla sizlerleyim...
Elimde çok sayıda okunmayı bekleyen kitap var, iş güç de cabası... ve seçim yapmak da zor. 
Ben de bu sefer tercihimi 2015 yılı Nisan ayında almış olduğum ve okumasını her nedense 2016'ya bıraktığım Lanetli kitabından yana kullandım. Bende bir huy vardı -vardı diyorum çünkü allahtan gayet törpüledim- bir kitabı çıkar çıkmaz almak, bari aldığım gibi okusam. Nerdee, şekil a da görüldüğü üzere bunca ay bekledi. Esasen çok daha fazla süredir bekleyen de var :) :)
Kapağı ilk gördüğüm zamanı hatırlıyorum, çok beğenmiştim. Sanki bilim kurgu filminden çıkmış gibiydi. Çok beğenmeme rağmen kapağın kitabın türüyle pek de ilgili olmadığını belirteyim. Daha çok fantastik-paranormal türde bir kitap. Hatta tanıtım yazısından türü biraz daha daraltabiliyorsunuz. :) (vampirler)

Ana karakterimiz Evangeline'in hayatı Sophie ile karşılaşmasıyla değişir. Son derece yağmurlu bir günde Sophie'nin fenerine çarparak kırılmasına neden olur. Zararı nasıl ödeyeceğini bilemez, Sophie karşılığında kafesinde onu işe alır. Ama bu çok kısa sürer, Sophie'nin kafeyi kapatarak başka yere gitmesi gerekir. Evangeline çok üzülür çünkü yapayalnızdır. Sophie onu da davet eder ve birlikte bir yolculuğa çıkarlar. Gittikleri yerde onları Sophie'nin arkadaşlarım dediği Viggo ve Mortimer karşılar. Olağanüstü zengindirler ve Evangeline'e karşı çok ama çok iyi ve cömertlerdir. Ama bir süre sonra Evangeline kendini hapis gibi hisseder üstelik açıklayamadığı şeyler görür. Özellikle kabuslarında cinayetler, farklı dünyalar, farklı insanlar görür.   Oysa ki gerçek ve rüyalar birbirine karışmıştır ve Sophie'nin de Viggo ve Mortimer'in de Evangeline üzerinde hesapları vardır.

Kitaba başlarken öyle çok aman aman beklenti içerisinde değildim, bildiğiniz üzere oldukça çok işlenen bir konu. Daha da üzerine ne konabilir dediğim bile oldu. Bu anlamda beni şaşırttı diyebilirim.  Bulunmaz hint kumaşı gibi bir tabir kullanamasam da yazar bir şekilde anlatımıyla, kurgusuyla kaleminden keyif aldırıyor. Başlarda biraz durağan olsa da olay örgüsü ilerledikçe aksiyon da artıyor ve hikayenin içine çekiliyorsunuz. Evangeline'in saflığı ve yalnızlığı başlarda birazcık sinir bozucu olsa da ilerleyen aşamalarda mantıklı bir sebeple kabul edilebilir hale geldi. Hikayedeki ana erkek karakterimiz olan Caden ve grubu bana biraz Alacakaranlık'taki Cullen ailesini anımsattı. Karakterlerini genel olarak başarılı buldum. Çok basit ve tahmin edilebilir tiplemeler değildi. Özellikle bazı karakterlerin iyi mi kötü mü olduğu konusunda tereddüte düşüyorsunuz, Kitabın sonu itibariyle merak ettiğim konular oldu. Bunun da  bir giriş kitabı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Diğer kitaplarda biraz daha detay alabileceğiz sanırım.  Tür olarak içinde bir çok öğeyi harmanlaması da ayrı bir keyif unsuru, aşk, vampirler, cadılar,sırlar, aksiyon, mücadele ve bir çok fantastik öğe hepsi bir arada.
Açıkcası devam kitabını merakla bekliyorum.

ARKA KAPAK

"Aşk, macera, tehlike, ihanet… bu seride hepsi var." 
-The Bookish Babes-

"Dozunda macera ve aşk beni kitabın içine çekti ve sonuna kadar koltuğumun kenarında tuttu." 
-Shelly Crane, New York Times ve USA TODAY Çok Satan Yazar-

"Bu hikâyede hiçbir şeyi tahmin etmeniz mümkün değil!" 
-Magical Urban Fantasy Reads-

Evangeline gençlik yıllarında adeta görünmezdi. Koruyucu ailesi duygusuz bir robota benziyordu ve sınıf arkadaşları genel olarak o yokmuş gibi davranıyorlardı. On sekiz yaşına girmek üzereydi ama tamamen yalnızdı ve birileriyle bağ kurmak için yanıp tutuşuyordu. Herhangi birisiyle…

Bir kafede Sofie ile karşılaştığında aradığı kişiyi bulduğunu düşünmüştü. Sofie'nin asistanı olması için sunduğu teklifi kabul ederek her şeyini geride bırakıp Manhattan'a taşındığında, kendisini pırlantaların ve sınırsız harcanan paranın sıradan olduğu, lüks bir dünyanın içinde bulmuştu.

Tüm bu cömertliğin ortasında, etrafında dönen gariplikleri göz ardı etmesi son derece kolaydı: Sofie'nin sergilediği tuhaf ve şiddet eğilimli davranışları, canavar gibi koruma köpekleri. Hatta kâbuslarında gördüğü kanlı cinayetleri, mağaralarda yaşayan evsizleri ve beyaz gözlü iblisi, özellikle de yakışıklı Caden'ı. Ama bir gece uyandığında boynundaki diş izleri bu peri masalının çabucak uçup gitmesine neden olmuştu. Yavaş yavaş Sofie'nin ve arkadaşlarının sırları ortaya çıkıp da diş izlerinin açıklaması ve rüyaları netleştikçe, gerçeğin hayal bile edemeyeceği kadar korkunç ve gizemli olduğunu fark etmişti. Şimdi, Evangeline'in yalanlarla dolu bir dünyada hayatta nasıl kalacağına karar vermesi gerekiyordu!














25 Kasım 2015 Çarşamba

Zeynep Şentürk - Bir Adım Sonrası Ayrılık - [YORUM]


Yayınevi: Dokuz Yayınları
Türü: Romantik,dram


YORUM

Herkese merhabalarrrr

İşler - güçler, aile derken blog biraz geri planda kaldı ister istemez. Uzun bir aradan sonra ikinci açılışı Zeynep Şentürk'ün kaleminden Bir Adım Sonrası Ayrılık ile yapıyorum. Kitabı Tüyap Fuarının ikinci haftasına yetişti ve imzamı da kaptım kendisinden :) 

Amerikalı bir aktör, kalbini çalan gamzeli bir türk kızı. Tesadüf bu ya kaderlerinin bir köşesine eş ruhlar oldukları yazılmış. O kader dedikleri dokuma tezgahı yazgılarını ince ince dokumuş. Kah güldürmüş, kah üzmüş. Değişik bir love story olmuş onlarınkisi.
Hikayenin geneline inanılmaz bir şekilde masalsı bir romantizm ve duygusallık hakim. Gamze ve Daniel bir anda birbirlerinin yörüngesine oturmuş gezegen ve uydusuydu sanki. Bir anda gelen aşk. Sanki hep bunu bekliyorlarmış gibiydiler.

Gamze bir hostes, gülünce yüzünde güller açan, gamzeleriyle Daniel’i kendine delicesine aşık eden kadın. Güçlü ve inatçı bir kişiliğe sahip. 

Daniel ise...
Alışmışız erkek milletinin haşinine,duygularının sığlığına  ya da yansıtmamasına. Bu anlamda ana karakterimizi, anlatıcımız Daniel'i biraz garipsemedim değil. Daniel bildiğimiz ya da dışardan gördüğümüz pırıltılı dünya starları gibi değil. Kibirsiz, zaman zaman kendine güvensiz. İçe dönük, duygusal ve biraz da melankolik sanırım.Bir erkeğin bu derece duygusal olmasını aklım kabullenmekte zorlanıyor ama sevgili yazarımız yapmış işte.  Böyle bir karakteri pişirip bir de bundan tadın bakalım demiş. :)

Daniel'a ve kitaba komedi unsuru katan Jamie'ydi kanımca. O da kim derseniz, Daniel’in en iyi arkadaşı. Onların  bir araya gelmesi, sürekli didişmeleri demek ve bu oldukça komikti. Bilirsiniz erkeklerde ayrı bir kanka durumu vardır. İkisi arasındaki diyaloglarda bunu gayet hissediyorsunuz. (Zeynep, lütfen Jamie’nin hikayesini de yaz :) )
Ana hikayeye dönersek kader demiştik en başından, kader işte her zaman istediğini vermiyor insana. İyisini seve seve kabullenirken, kötüsünde kapı dışarı edemiyorsun. Romanda anlatılmak istenenlerden biri de buydu sanırım. Gamze ben olsaydım yaptığı seçimi tercih edebilir miydim bilmiyorum. Bencillik miydi, fedakarlık mıydı buna karar vermek okuyucunun ruh haline göre değişir.
Kitabın adıyla, kapağındaki mutlu sonlar romanlara özgü diyor yazar ve sona dair ilk ipucunu veriyor. Dikkate almaksızın başladığım okumada özellikle sonlarına doğru duygusallık had safhaya ulaşıyor. Okurken gözlerimin dolduğunu, boğazıma sert bir yumru oturduğunu söyleyebilirim. 
Zeynep’in ilk kitabı, göze çarpan ufak tefek birkaç sıkıntısı -redakte ve yazım anlamında (bu aralar zamirlere biraz fazla takıyorum sanırım)- var ama o duygu yoğunluğunu hissettirmesine engel olmuyor. Bu anlamda kitabı beğendim. Unutmadan kapağı da çok hoştu :)

Bence bir yazar olarak kendini daha çok geliştirecek, çok daha güzel eserlerle karşımıza çıkacak potansiyele sahip. Yolun açık olsun sevgili Zeynep :)

ARKA KAPAK

Zengin de olabilirsiniz, fakir de. Güzel de olabilirsiniz çirkin de. Ama aşk tüm bunların dışındadır. Bir anda gelir, bir tesadüfle... Bazen yolda gördüğünüz bir tabela ya da kırmızı bir ışık hayatınızı değiştirir. Hayat bir önceki sizden bambaşka bir ‘siz’ yaratır. Benim hikâyem tam da bu noktada başlıyor. Kırmızı ışıkta beklerken gördüğüm bir çift gamzeyle. Gülüşünü gördüğüm anda ona âşık olmam kaçınılmazdı. Adı, boyu, yaşı... Hiçbiri aklıma gelmedi, benim için güldüğünü görmek istediğimden başka. Artık benim için gelecek, adını bile bilmediğim bir kızdan ibaretti. Onu seviyordum ama tanımıyordum. Görüyordum ama konuşamıyordum. Her bulduğumda ise yeniden kaybediyordum. Kaderin karşıma çıkardığı tüm sorunların aksine ya hayatımın aşkını kazanacaktım ya da korkularımın arkasına sığınıp yaşayabileceğim en büyük aşkı kaybedecektim. Ama biliyordum ki kendi çizdiği yolda, kendi adımlarıyla ilerlerdi aşk. Soru işaretlerinin arasından sıyrılan tek ‘nokta’ vardı ve o da onu sevdiğimi söylediğimden sonra konulandı. Onu seviyordum, nokta. Çünkü sevgi varsa onun için savaşmak kaçınılmazdı. Bu savaştaki tek kural ise geçmişteki artılar, gelecekte işe yaramazlar!

8 Mayıs 2015 Cuma

Lena Diaz - Körebe- Ölüm Oyunları Serisi 4 [YORUM]

 
 
Orjinal Adı: Take the Key and Lock Her Up
Seri Bilgisi: The Deadly Games Series#4
Goodreads Puanı: 4.03
Türkçe Yayın: Eksik Parça Yayınları
Çevirmen: Cem Yurttaş
Türü: Polisiye ,Gerilim, Romantik
 
YORUM
 
Son yazımda sıradaki kitabın "Körebe" olduğunu söylemiştim. Ve Körebe'de bir hamlede okundu bitti. Yine her zamanki gibi çok beğendiğim bir kitap oldu. Serinin son kitabı olmasının yanında yazarın başka bir serisine geçiş kitabı da diyebiliriz. Son kitapta Buchanan ailesinden (ben klan diyorum) Devlin'in ve çaylak dedektif Emily'nin hikayesini okuyoruz.
Körebe'nin konusuna gelirsek, Devlin'in çalıştığı Exit şirket son derece özeldir ve göründüğü gibi değildir. Tabi Devlin'de öyle. Basit bir tur rehberinden çoook daha farklıdır ve işi gereği kanunlarla pek hoş beş değildir. Dedektif Emily ise kadınları kaçıran bir seri katilin peşindedir. Bir şekilde bu soruşturmaya Devlin'de dahil olur. Devlin birinin kendisiyle kedi fare oyunu oynadığının farkına varır. Çünkü kanıtlar ve olaylar bir şekilde O'nu ve ailesini işaret etmektedir. Bir yandan da çalıştığı şirketin gizliliğinin ifşasından çekinmektedir. Ancak bir şekilde şirketi açığa çıkar. Devlin ve Emily hayatta kalma mücadelesine girer. Sonrası bir sürü aksiyon :)
Önceki kitaplardan Buchanan'ların annelerinin onları terk ettiğini biliyorduk. Sonrasında ne olmuş bitmiş haberimiz olmamıştı. Serinin bu kitabında onunla ilgili yeni şeyler de öğreniyoruz. Bu kadarcık bilgi spoiler sayılmaz dimi :D :D 
Seride  hep kanun güçleri adına çalışan Buchanan'ları görürken Körebe'de işler biraz daha farklı. Devlin'in işi itibariyle biraz gri bölgede diyebilirim. Kötü adam mı bence hayır. Kanunların diğer tarafında ama kesinlikle kötü adam değil. :) Karakterlerden açılmışken konu burdan devam edelim. Lena'nın Devlin'in anlatışını sevdim. Geçmişte yaşadıklarından sonra birazcık karanlıklarda dolaşan adamı güzel anlatmış. Emily'e gelirsek keşke acemi, sarsak bir dedektiften daha üst seviyede yazsaymış daha iyi olurmuş dediğim kısımlar oldu ama çok da kötü yazılmış bir karakter olduğunu düşümüyorum.
Buchanan'lardan Austin'in hikayesini çok merak ediyorum. Lena'nın onu yazıp yazmayacağını bilmiyorum ama dileğim yazması yönünde. Onun yaşadıkları da az değil çünkü. Bu kitapta da bahsi oldukça geçiyor. Dolayısıyla merak katsayılarım giderek artıyor. :D
Yukarıda Körebe için başka bir serinin geçiş kitabı diye bahsetmiştim. Körebe'de Devlin'in çalıştığı şirket olan EXİT, yeni seriye adını veriyor.
Serinin tüm kitapları gibi yine bu kitapta gerilim, polisiye, romantizm hatta komediyi bile :D gayet güzel harmanlamış. Bir önceki yorumda da demiştim kesinlikle kulvarında özel bir kalem. Okuyucunun merak duygusunu yüksek tutuyor ve de sonunda hep şaşırtıyor. Kesinlikle yazarın kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.
 
 
ARKA KAPAK 
 
 
Lena Diaz, heyecan verici bir başka Ölüm Oyunları romanı ve karanlık bir soruyla geri dönüyor: Özgürlüğünüz bütün hayatınıza mal olursa ne yaparsınız?

Karanlıkta saklananın düşman olduğunu tahmin edebilirsin. Ama peki ya düşmanların sayamayacağın kadar çoksa? Devlin'in geçmişi düşmanlarla doluydu ve dâhil olduğu bir polis soruşturmasıyla birlikte bu düşmanların her biriyle yüzleşmek zorundaydı. Ama bu sefer tehlikede olan sadece kendi canı değildi, sebebini çözemediği bir çekim hissettiği yeni yetme polis Emily'nin de canı tehlikedeydi.

Kadınlara akıl almaz işkenceler yapan azılı katilin yeni hedefi ise Devlin ve yanından bir an olsun ayırmadığı Emily gibi görünüyordu. Tuzak kurulmuştu ve ölüm oyunu yeni kurbanlarını arıyordu.
(Tanıtım Bülteninden)